Etiket:antalya

Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer aldığı için bazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır. Alanya'nın ilk iskanı ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Prof Dr Kılınç KÖKTEN ‘in 1957 yılında Kent merkezine 12 Km uzaklıkta yer alan Kadıini Mağarasında yaptığı araştırmalar, bölge tarihinin Üst Paleolitik (M.Ö.20,000,-17,000,) dönemine kadar uzandığını göstermektedir.

Alanya’nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1, Allaaddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. (Korekesium’dan İlk kez bahseden M.Ö.4, Yüzyıl antik coğrafyacılarından Scylax’dır Bu dönemde bölge Anadolu’nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis, Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler.

Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla bilgimiz yoktur.M.S.7.yüzyılda arap akınları sırasında kent savunması daha da önem kazanmış,akınlara karşı korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir.Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise M.S.6 ve 7.yüzyıla tarihlenmektedir.

Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad, Alanya kalesinde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden olan Kyr Vart’ ı 1221 yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına burada bir saray yaptırmıştır.Selçuklu’lar başkent Konya’nın yanısıra Alanya’yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.

1243’deki Moğol saldırıları 1277’de Mısır Memlüklerinin Anadolu’ya girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında Selçuklu Devleti parçalanmış ve bölge Karamanoğulları tarafından beşbin altın karşılığında Memlük Sultanına satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine alınmıştır.

Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs eyaletine bağlanmış,1864 yılında ise,Konya vilayetinin sancağı olmuştur. 1868 yılında Antalya’ya bağlanmış, 1871 yılında bu ilin ilçesi olmuştur

 

ELMALI : Elmalı ilçesi haritasal olarak Antalya'nın güney batısında ve yaklaşık olarak 110 km. mesafesinde bulunan bir yayladır. Denizden yüksekliği 1051 metre olan yerleşimde, son nüfus sayımına göre 14600 kişi Elmalıyaşamaktadır. Elmalı ilçesine bağlı 50 köy 2 tanede belde bulunmaktadır. Tarihi açısından bölgenin en eski yerleşimlerinden birisi olan ELMALI'da tarihde Likyalılar, Persler ve birçok Antik çağ medeniyeti yaşamıştır. Yakın tarihimizde ise Selçuklu ve Osmanlıya ev sahipliği yapan yerleşimde 100 yıl öncesine kadar birçok Rum ve Ermeni ailesi yaşamaktaydı.


Arkeolojik Eserler

İlçe sınırları içerisinde tarih öncesine ait hayat izleri taşıyan kalıntılar olan höyükler, eski eserler bakımından bakir inceleme alanlarıdır. Beyler, Semahöyük ve Müren höyükleri en önemlilerindendir. Amerika Bryn Mawr Kolleji adına Prof. Macteld Mellink yönetiminde yapılan Semahöyük-Karataş mevkiindeki arkeolojik kazılar olumlu sonuçlar vermiş, İ.Ö. 2000-2500 yıllarının yerleşim kalıntılarını gün ışığına çıkarmıştır. 1963 yılında başlayan bu kazılar yaz aylarında devam etmektedir. Halen Karaburun ve Kızılbel Kral Mezarları'nın onarım ve koruma çalışmaları sürdürülmektedir. İ.Ö. 450 yıllarında yapıldığı rivayet edilen bu mezarların duvarlarının iç alanları çepçevre renkli mozaik ve fresklerle süslenmiş av ve savaş sahneleri renk ve canlılığını koruyarak günümüze kadar ulaşabilen nadir eserlerdendir. Hacıyusuflar ve Yuva köyleri yanındaki Likya ve Roma kalıntıları tarihi ve turistik yerlerdendir.

Tarihi Eserler

Ömer Paşa Camii : Elmalı merkezinde yer almakta olan Cami, Ketenci Ömer Paşa tarafından 1602(1016 Hicri) tarihinde yaptırılmıştır. Elmalı'nın olduğu kadar Antalya ilinde en büyük yapısı olan Ömer Paşa Camii, camlı kapısı üzerindeki kitabesinden de anlaşılacağı üzere XVII. yüzyıl başında yapılmış olup, Klasik Osmanlı mimari tarzındadır.

Kesik Minare : Çarşı meydanında Ömer Paşa Camii karşısında tek bir minare olarak bulunmaktadır. Minare Selçuklu eseridir.

Medreseler : 1602(1016 Hicri) tarihinde Ketenci Ömer Paşa tarafından camii ile birlikte yaptırılan Ömer Paşa Medresesi 24 kubbe 12 revaklı kesme taş ve dövme demirden yapılmıştır. Camii" nin hemen karşısında bulunmaktadır.

Türbeler : Abdül Vehhat (Vahab-ı Ümmi) Türbesi; Şehrin kuzeyinde en üst kısımdadır.
Abdal Musa Türbesi: Elmalı Tekke köyündedir. Abdal Musa tekkesi'nin yapılışına ait bir yazı bulunmamakta ise de eserin XIII. yüzyılda yapıldığı ileri sürülmektedir.
Külliyeler

Sinan-i Ümmı Külliyesi Camii : Sinan-i Ümmi kendi adını taşıyan külliyesindeki türbesine defnedilmiştir.

Kütüphaneler : Elmalı Halk Kütüphanesi, eski tahsil ve kültüre esas olan medreseler, kaldırılınca başta Sinan-i Ümmi, Hatıpzade, Babazade Medreselerinin kütüphaneleri 1926 yılında birleştirilerek bugünkü Elmalı Halk Kütüphanesinin esası kurulmuştur bugün XVI. yüzyılda Ketenci Ömer Paşa tarafından yaptırılan binada hizmet vermektedir. 595 Yazma Eser, toplam 19938 adet kitabı bulunmaktadır. Kendi bünyesi içinde bir de çocuk kütüphanesi vardır.

Hanlar, Hamamlar

Bey Hamamı : Ömer Paşa Camii batısında bulunan bu hamamın klasik devirde yapıldığı sanılmaktadır. Evliya Çelebi'nin de bahsettiği hamamının XVI. yüzyılın sonu XVIII. yüzyılın başlarına ait olduğu anlaşılmaktadır.
Kışlalar

Elmalı'nın girişinde bulunan askeriye kışlasına 1934'de 20. Dağ Alayı geldi ve 1940' da gitti. 1914'de Tugay Komutanlığı geldi, 1944'te gitti. Şu anda Karayollarının eşya deposu olarak kullanılmaktadır.

Çeşmeler ve Kuyular

Çatalçeşme, Elmalı çarşı içinde Selçuklular zamanında yapılmış, kesik Minarenin hemen arkasında Çatalçeşme adı ile anılır. Çeşmenin üzerindeki Kitabede 1284 tarihi ve şunlar yazılıdır.
"Curayı dareyinde bu abın himmet eden zatın
Babı Rahmetin - Abdal eyleye Allah
Sahübül hayat gasb Abdül gaffar"
Köy Odaları

Eskiden Elmalı'nın her köyünde bir köy odası vardı, son yıllarda işlerliğini kaybetmiş durumdadır.
Kaplıcalar, İçmeler, Ilıcalar
Aynı kaynakları olan Cemre Pınar ile Ilık Pınarın kireç nispeti çok düşük olduğu için böbreklerinde kum ve taş olanlar tarafından içme suyu olarak kullanılır. Elmalı'nın batı eteğinde uzanan Pınarı ile Aksivri Pınarı da aynı şifayı verir.
Kaleler

Elmalı, Çobanisa-Gilevgi köyü arasındaki tarihi Helenistik devri Gilevgi kalesi bulunmaktadır.


Doğal Güzellikler

Tescilli değildir. Ördübek, Tekke, Dokuzgöl, Çam Kuyuları orman bölgeleri ilçenin dinlenme ve piknik yerleridir.
Su Kaynakları, Pınarbaşları
Baranda kaynağı, Karapınar, Kazanpmar, Tahılpınar, Pınarbaşı gibi kaynaklar bulunmaktadır.
Çınar ve Ulu Ağaçlar
a) Arslan Ardıç
b) Koç Sedir
c) Şah Ardıç
ç) Sedir Tabiat Ormanı
d) Gelendost
Yayla Adları
Tekke Orman Bölgesinde Sevindik Orman Bölgesinde Araştırma Orman Bölgesinde Çığlıkara Orman Bölgesinde Akçay yolu üzerinde
a) Yuva Yaylası
b) Baranda Yaylası
c) Kohu Dağı Yaylası
ç) Serkiz alanı Yaylası
d) Kızılöz ve Kızılcadağ yaylası

 

GÜNDOĞMUŞ : Geçmişi antik çağlara dayanan Gündoğmuş İlçesi'nin bugünkü yeri Romalılar döneminde iskan edilmiş bir yerdir. İlçe sınırları içerisindeki Roma harabeleri ki, Taşahır mevkiindeki Kaseyir Şehri harabeleri, Senir köyü yakınındaki Kese mevkiindeki Roma harabeleri en eski harabeler olma özelliğini taşıdığı söylenebilir. Daha sonra ki dönemlerde özellik Malazgirt Zaferi sonrasında Anadolu'nun Türkleşmesi döneminde şehir Selçukluların egemenliğinde kalmış ve 2.Beyazıt döneminde de Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır.


Bir rivayete göre; Konya'nın İksile Köyü'nden çeşitli sebeplerle ayrılan bir ailenin bu bölgeye yerleştiği ve sonralarıda buraya "Eksere" denildiği söylenmektedir.


Eksere Köyü 1936'ya kadar Akseki'ye bağlı bir köy iken 1936'da "Gündoğmuş" adıyla ilçe yapılmıştır.
 





GÜNDOĞMUŞ YAYLALARI


Sedir ve ardıç ağaçlarıyla kaplı

Antalya’nın Akseki ve Alanya ilçeleri arasında kalan Gündoğmuş Yaylaları’na yürüyüş yapmak ve doğayı kucaklamak isteyenler sonbaharda akın ediyor. Burada küçük ve büyük onlarca yayla var. Yedisi turizme yönelik olarak da hizmet veriyor. Sedir ve ardıç ağaçlarıyla kaplı Gündoğmuş Yaylaları, Toroslar’ın yüksek zirvelerinden Geyik Dağı eteklerinde yer alıyor. Gündoğmuş’un Antalya kent merkezine uzaklığı 140 kilometre. Yaylaların ilçe merkezinden uzaklıkları ise 30-40 kilometre arasında değişiyor. Sınırları içinde Colybrassus, Casae Gelefi ve Taşavur gibi antik kent yerleşimi kalıntıları bulunuyor. Konaklama tesisi yok.

Gündoğmuş’a yaklaşık 35 km uzaklıktaki Baş Yayla, sedir ve ardıç ağaçlarıyla dikkati çekiyor. Çaltı Yaylası Gündoğmuş’un yaklaşık 35 km doğusunda. Soğuk suyu, karaçam, sedir ve ardıç ağaçları yaylanın özelliklerinden. Cündüre Yaylası ise Gündoğmuş’un 30 km doğusunda. İlçenin yüksek yaylalarından. Boğazoluk’ta kirazcılık yapılıyor. Eğrigöl Yaylası’na asfalt yolla ulaşmak mümkün. Güzel bir göl manzarası var. Belli başlı yaylalardan biri olan Gören de Gündoğmuş’a 40 km uzaklıkta. Cevizi ve soğuk suyu meşhur. Seyricek, Gündoğmuş’un en uzak ve en yüksek yaylalarından biri. Akdağ ile Geyik Dağı arasındaki düzlükte yer alıyor. Yakınında adı bilinmeyen bir antik kentin kalıntıları var.

 
AKSEKİ : Eski adı MARLA (MARULYA) olan Akseki ilçesi 1286 yılında Toroslar üzerinde kurulmuştur. Daha sonra Selçuklu ve Osmanlı yönetimine geçen ilçe de, Roma imparatorluğu dönemlerinden bu yana toplumların yaşadığı bilinmektedir. 1872'de Alanya'dan ayrılan Akseki, 1901 yılında Antalya Konya Eyaleti dahilinde bağımsız bir sancak olmuştur. Bu arada Akseki ilçesinin sınırları daraltılmış, bazı köyler Seydişehir ilçesine bırakılmıştır. İbradı, önceleri bir kasabayken, 1991 yılında ilçe yapılarak Akseki'den ayrılmıştır.
 
Coğrafya


"Kardelen Çiçeği"nin ana yurdu olan Akseki ilçesi, Antalya iline bağlı Batı Torosların güneyinde kurulmuş bir ilçedir. Doğusunda Gündoğmuş, Bozkır, batısında Manavgat, İbradı, kuzeyinde Beyşehir, Seydişehir, güneyinde Manavgat ve Gündoğmuş ilçeleri yer alır. Yüzölçümü; 2390 kilometrekare, rakımı 1500 m.dir. İlçenin coğrafi yapısı Manavgat ırmağının oluşturduğu büyük bir vadi ile engebeli ve dağlık bir görünüme sahiptir. İlçenin büyük bir çoğ Bucakalan Mağarası, Göktepe Yaylası, Çimi Yaylası, Irmak Vadisi ilçenin diğer çekiciliği olan yerlerdir. Akseki'de; karasal iklim görülür. Ortalama sıcaklık 13.1 derece olup maksimum sıcaklık 36.7 derecedir. Akseki'de kışın sıcaklık -14 dereceye kadar düşebilmektedir.
 
Tarım Alanı
114.060 dekar
Çayır-Mera Alan
176.500 dekar
Ormanlık ve Fundalık Alan
1.309.020 dekar
Su Yüzeyi
5.000 dekar
Tarım Dışı Alan
478.420 dekar
TOPLAM YÜZEY
2.083.000 dekar

 

Ekonomi

Yöre halkının başlıca geçim kaynakları; ormancılık, ticaret ve hayvancılık olup bağcılık ve badem yetiştiriciliği de fazladır. Oldukça taşlı olan bölgede sulanabilen arazilerde meyvecilik ve sebzecilik de yapılmaktadır.

Nüfus

22 Ekim 2000 Tarihinde yapılan Genel nüfus sayımında İlçe merkez nüfusu 10.563 dür. Beldelere göre nüfus dağılımı ise şu şekildedir.

Akseki Merkez
10.563
Cevizli Beldesi
7.737
Kuyucak Beldesi
4.841
Bademli Beldesi
2.230
Yarpuz Beldesi
3.200
Güçlüköy Beldesi
1.640
Süleymaniye Beldesi
2.002
Diğer Köyler Toplamı
10.254
TOPLAM NÜFUS
42.467

İlçede 41 köy ve 6 belde bulunmaktadır.

Turizm

Akseki'de turizm faaliyetleri de gelişme göstermektedir. Kış aylarında yerli ve yabancı turistler, kardelen çiçeğini görmek için ilçeyi ziyaret ederler. Giden Gelmez Dağları, Dağ Keçisi Koruma ve Av Sahası avcıların ücretli olarak devamlı avlanabilecekleri yerlerdir. Bölgedeki başlıca av hayvanları; yaban keçisi, tavşan, yaban ayısı vetilkidir. Sinan Hoca ve Gümüşdamla köylerinde kurulan "Alabalık Üretme Tesisleri"de turistlerin uğrak yerleri arasındadır. Akseki'de bulunan eserler, Ulu Camii ve Ulu Cami Medresesidir.

 

FİNİKE : Finike ilçesi, konum itibariyle, Güney Bat Anadolu'daki Teke Yarımadası bölgemizde yer alır. Eski çağlarda ve Finike'nin ilk kurulduğu zamanda bu bölge, "Likya" olarak adlandırıldı. O zamanki Likya; Doğuda Pamfilya, batıda Karya, kuzeyde ise Psidya şeklinde adlandırılan bölgelerle çevrili idi. Finike adının Fenikelilerden dolayı verildiği de rivayetler arasındadır. Finikelilerin en önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Teke Yarımadası, tarihin ilk dönemlerinden beri iskana açık bir bölgedir. Bu bölgede M.Ö. 3000 yılından beri insanların yaşadığı bilinmektedir. Fakat bölgemizde yapılan arkeolojik araştırmalar bu tarihi henüz doğrulayamamıştır. Bu arkeolojik araştırmalar ancak 2000 yılında bölgemizde insanların yaşadığını belgeleyebilmektedir. Bölgemizde devam etmekte olan arkeolojik kazılardan elde edilecek yeni bulgularla, yerleşimin M.Ö. 3000 yılında olduğu konusunda kesin belgelerin çıkabileceği ihtimal dahilindedir. Buna rağmen, bölgemizde yapılan Filolojik araştırmalarla elde edilen bir takım sonuçlar, Finike ve çevresi, özellikle Teke Yarımadası'ndaki yerleşim hakkında, kesin bilgiler verebilmektedir. Yöremizde, o dönemlerde kullanılan yer adları ile, Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde görülen yer adlarının benzeşmeleri dikkate değerdir. M.Ö. 3000 yılına tarihlenen bu yer adları benzeşmesi, o zamanlar Likya olarak adlandırılan bölgemizdeki yerleşimin, M.Ö. 3000 yılına kadar uzadığı sonucunu belgeleyecek niteliktedir.

Bütün bu arkeolojik belgeler ve Filolojik veriler, Likya' da M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanan yerleşimin, kimler tarafından ve nasıl yapıldığı ile ilgili, tam bilgileri edinmemizde yetersiz kalmaktadır.
Osmanlı idaresindeki bugünkü Finike, Elmalı kazasına bağlı bir nahiye merkezi iken, 1914 yılında kaza yapılmıştır, l. Dünya savaşı sırasında kara günler yaşayan Finike, 1919-1921 yılları arasında İtalyanlar'ın kısa süren işgalleri atanda kalmıştır. Ulu Önder Atatürk'ün önderliğindeki İstiklal Mücadelesi sonunda, vatan topraklarındaki bütün düşmanlarla birlikte İtalyanlar da, Finike'den çekilmek zorunda kalmışlardır. Cumhuriyet döneminde Finike, Antalya'ya bağlı güzel bir yerleşim merkezi olarak ilçelik statüsünü sürdürmüştür.

Finike, Antalya iline bağlıdır. Portakalları ile ünlü Finike tarihle, doğa ve denizin birleştiği bir turizm beldesidir. Portakalları ile tanınan kent, Limyra kenti kalıntıları ve Arykanda antik kenti kalıntıları ile ilgi görmektedir.

Tarihçe: Finike M.Ö. 5. yy. da Aykırıçay (Arykandos) ağzında Phoinikos adıyla kurulmuştur. Finike adının bölgeyi ticaret merkezi olarak kullanan Fenikelilerden geldiği sanılmaktadır. Bölgenin başkenti Limyra' nın tarım ürünleri ihracatının gerçekleştirildiği bir liman olarak bilinmektedir.

İklim:İlçede Akdeniz iklimi egemendir.


GEZİLECEK YERLER

Arykanda (Arif): Elmalı-Finike karayolunun tam yarısında bulunan Arif köyünün Aykırıçay mahallesine yakın bir ören yeridir. İlk yerleşme zamanına ait arkeolojik ve yazılı kaynaklara dayanan bilgi bulunamayan Arykanda' nın filolojik yönden yerli bir isim oluşu ile eski bir yerleşme yeri olduğu bilinmektedir.

Arykanda' nın en üst teraslarından birinde tek taraflı oturma yerine sahip, koşu pisti belirli bir kısımdan sonra trapez şeklini alan bir stadion bulunmaktadır. Ortasına yakın yerdeki merdivenle aşağıdaki teraslara bağlanan stadionun bir altındaki terasta ufak, fakat çok iyi korunmuş tiyatro yer almaktadır. Tiyatronun alt terasında odeon ve buna ulaşan merdivenli yol vardır. Odeonun önündeki portiko, köşeli bir U harfi yaparak agorayı çevreler. Arykanda' da resmi ve özel yapıların kapladığı alanın birkaç katını nekropol kaplar.

Nekropoldeki tonoz örtülü mezar odalarının dışında lahitlere de rastlanır. Birbirlerine teras görevi gören mezar binalarının en alt terasında ikinci katına kadar ayakta kalmış büyük bir hamam yer almaktadır.

Şehrin en ilginç kalıntılarından bir diğeri de Aykırıçay kaynağının bulunduğu yerde, kayalığın yüzündeki su yollarıdır.

Limyra (Turunçova, Zengerler): Likya dilindeki adı Zemu (ri) olan Limyra' nın M.Ö. 5. yüzyıldan beri varolduğu bilinmektedir. Asıl etkinliğini M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında gösteren kenti, Likya Birliği' ni kurmak isteyen Perikles başkent olarak kullanmıştır.

 

GAZİPAŞA : Gazipaşa'nın bilinmeyen veya tahmin edilen tarihi, tarihi perspektif içerisinde oldukça derinlere uzanmaktadır. Ana hatlarıyla bu tarihsel serüveni İ.Ö.2000'lerde başlar.

Hititlerin bir kolu olan Luviler yine Hititlerin Kizzuvatna (Çukurova bölgesi) ve Arzava (Antalya yöresi) ülkeleri diye adlandırdıkları bölgede yaşamışlardır. Gazipaşa'da
bu bölge içinde kalması nedeniyle ilçemizin tarihi yolculuğa Luvilerle-Hititlerle başlamış olması kuvvetle muhtemeldir. Nitekim Karatepe (Sivaslı) civarındaki harabaler içinde yer alan aslan kalıntıları bu bilgiler doğrular niteliktedir.


Gazipaşa'nın tarihsel yolculuğu içindeki önemli bir kilometre taşı da İ.Ö. 628 yıllarıdır. Selinus adıyla tarihte iki kent mevcuttur. Sicilya'da Yunanlı Mağara-Hyblaia halkı tarafından bu tarihte bir site devleti olarak kurulan Selinus, diğeri Anadolu'nun güneyindeki Selinus. Kilikya Bölgesi'nde ve Hacımusa (Kestros) Çayının iki yakasında kurulmuş liman kentidir. Kalesi ise şimdiki kale kalıntılarının bulunduğu yerde olup o zamanlar ada konumunda idi. Buradan başta Mısır olmak üzere, o günün ticaret merkezleri ile deniz ticareti yapılmakta idi.
Yunan yönetiminden İ.Ö. I97'de Antiokhos dolayısıyla Roma egemenliğine geçen kente İ.S. 1.yy'da Akdeniz kıyılarının doğu seferine çıkan Roma Kralı Trayan hastalanarak Selinus limanına gelmiş ve bir tüccarın evine konuk olmuş, daha sonra iyileşmeyerek burada ölmüştür. Yerine tahta geçecek olan Hadrianus, Selinus' a gelerek cenazeyi Roma' ya götürmüş, anısmada bir mezar yaptırmıştır. Bu nedenle de Selinus'un bir süre Traianapolis adıyla anıldığı Hıristiyanlık döneminde ise Seleukeia-Silifke Başpiskoposluğu'na bağlı Piskoposluk merkezi olduğu bilinmektedir. M.Ö. I. yy. da başlayan Roma imparatorluğu dönemi, bu devletin Anadolu sınırları içinde bulunan Gazipaşa'da VI. yy'a kadar devam etmiştir. M.S. VI. yy'den başlarak Güney Akdeniz Bizans İmparatorluğu'nun egemenliğine girmiş, bu yeni dönemde Gazipaşa, Antalya ve Alanya ile birlikte Pamfilya nün Türkleşmesi süreci içinde Selinus, Selçuklu Sultanı I. Alaiddin Keykubat'ın 1221 yılında Alanya'yı, 1225'e kadar da buradan itibaren belki de Toroslardan kaynaklanıp şehir merkezinden geçerek denize karışan beş büyük çayın zaman zaman sel baskınına neden olması dolayısıyla Selinti olarak anılmaya başlanmıştır. 1268'lerde Moğollar'ın Anadolu işgali sırasında Selinti, Anadolu Selçuklu Devletinin Konya ve bağlı bölgeleri sınırları içinde yer almaktaydı.

Anadolu beylikleri döneminde 1335 yılından itibaren Antalya ve civarı Teke Beyliğinde kalırken Alanya, Selinti ve doğusu ile Kuzey yöreleri merkezi Konya olan Karamanoğulları hakimiyetine girmiştir.

Osmanlı Döneminde Fatih Sultan Mehmet'in Deniz Kuvvetleri Komutanı (Kaptan'ı Derya) Gedik Ahmet Paşa, 1470 yılında Alanya'yı, 1472 yılında ise Selinti, Anamur ve Silifke yöresini Karamanoğlu Beyliği'nden alınarak Osmanlı hakimiyetine dahil etmiştir. Ünlü gezginimiz Evliya Çelebi meşhur Seyahatnamesinin 126. sayfasında "XVIII. yy'da Selinti kazasının İçel (Mersin) sınırları içerisinde Silifke Sancağına bağlı 26 köyü olan ve yıllık 80 akçe vergi veren bir kazadır. Deniz kenarında bakımlı cami ve evler ile yemyeşil dağlara sahiptir. Kıbrıs'a 70 mil uzaklıkta iskelesi vardır." demektedir

Tarihi Yerler

ANTIOCHEIA AD CRAGUM : Gazipaşa ilçesinin doğusunda, 18 km. uzaklıktaki Güney Köy sınırları içerisindedir. Kentin adı Kommagene Kralı 4. Antiochus'dan gelmektedir. Kent kalıntıları denize doğru uzanan üç tepe üzerinde toplanmıştır. Batıdan doğuya doğru birinci tepe üzerinde Orta Çağ Kalesi, ikinci tepe üzerinde sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı, kilise, üçüncü tepe üzerinde ise kentin nekropol alanı yer almaktadır. Kent yapıları Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmektedir. Kentin nekropolünde bölgeye özgü beşik tonozlu, ön avlulu anıtsal mezarlar oldukça iyi korunmuştur. Halen kalıntıların önemli bir bölümü görülebilen tapınak bölgede sevilen bir tanrı olan Zeus Lamotes için yapılmış olmalıdır.

ADANDA - LAMOS : Antik kent, Gazipaşa ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır. Bugünkü Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağın zirvesinde kurulmuştur. Kent surlarla çevrilidir. Doğuya bakan kentin giriş kapısının güneyinde, büyük bir kule bulunmaktadır. Kentin diğer kalıntıları arasında ağıra, doğal kayaya oyulmuş çeşme ve iki adet tapınağı sayabiliriz. Bu kentin nekropolünde de blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler önemli kalıntılar arasındadır. Kent, olasılıkla genç Roma döneminde Lamotis olarak adlandırılan bölgenin başkenti durumunda idi. Kalıntılar, dağlık Klikya bölgesinin kültürünü ve sanatını en iyi şekilde yansıtmaktadır. Kent, en görkemli dönemini Gallianus zamanında geçirmiş olmalıdır.

NEPHELIS : Antik kente ulaşım, Gazipaşa-Anamur 12. km.'sinden sonra Muzkent Köyünün içinden geçerek güneye sapan yaklaşık 5 km. stabilize bir yol ile sağlanmaktadır. Kentin güneyi deniz ve sarp kayalıklarla çevrilidir. Kent, akropol ve doğu-batı boyunca uzanan kalıntılardan oluşmaktadır. Kentin ayakta kalabilmiş yapıları Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmekte olup, bunlar, Orta Çağ Kalesi, Tapınak Odeon Sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır. Şu anda Alanya müzesinde sergilenmekte olan bu kentten getirilen yazıtlardan birisi Bizans İmparatoru Zenon dönemine ait olup Zenon için övgüler içermekte, bu imparatorun kent için yardımlarından bahsetmektedir. İkinci bir onur yazıtında ise, Klikya Valisi Cornelius Dexter'ın adı geçmektedir. Bu onur yazıtı, kent halkı ve Danışma Meclisi tarafından dikilmiş olup, kentteki meclislerin varlığını kanıtlar durumdadır. Klikya bölgesine özgü küçük odeonu kentteki kültürel faaliyetlerin göstergesidir.

SELINUS : Antik Selinus kenti, Gazipaşa ilçe sınırları içerisinde Gazipaşa Plajının bulunduğu Hacımusa Çayının güneybatısındaki denize dirsek gibi uzanan bir tepenin üzerinde ve yamaçlarında yer alır. Kentin akrapolü tepeye kurulmuştur. Ayrıca bu tepe üzerinde Orta Çağ Kalesi de bulunmaktadır. Kalenin sur duvarları ve kuleleri oldukça iyi korunmuştur. Akropol, içerisindeki kilise ve sarnıç günümüze kadar gelebilmiş önemli yapılardandır. Selinus kentinin diğer yapıları sahilde ve yamaçta yer almaktadır. Bu yapılar arasında, hamamlar, agora, İslami Yapı (Köşk), su kemerleri ve nekropol alanını sayabiliriz. Selinus, Dağlık Klikya bölgesinin en önemli kentlerinden biridir. Roma İmparatorluğu'ndan Traian'ın bu kentte ölmesi kentin adının bir süre bu adla anılmasına sebep olmuştur. Kentin büyük hamamı, Klikya bölgesi diğer kentlerindeki hamamlar ile benzerdir. Nekropolündeki anıtsal mezar anılmaya değer olup, Alanya Müzesindeki ostoteklerin çoğunluğu Selinus Nekropolünden getirilmiş olup, burada ostotek atölyesinin varlığını sürdürmektedir.

Turizm

Gazipaşa mevcut durumuyla daha ziyade tarım toplumu görünümünde ise de 13 Eylül 1989 tarih ve 20281 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla ( 89 / 14499 ) turizm bölgesi ilan edilmesi nedeniyle özellikle havaalanı ve yat limanı inşaatlarının başlamasıyla turizm sektörüne hızlı bir geçiş yapmaya başlamıştır. Halen 2 normal ticari otel, 2 adet turistik ( biri apart ) otel, Gazipaşa Belediyesi Deniz Tesisleri İşletmesi'ne ait bungalovlar ve 1 adet tatil sitesiyle yatak kapasitesi 600 ' e ulaşmış olup hızla otel ve motel inşaatları devam etmektedir.

İlçemiz ören yerleri itibariyle diğer yörelere göre oldukça zengin durumdadır. Ancak bunların tamamına yakının yol ve koruma hizmetleri yoktur veya yetersizdir.

Gazipaşa Akdeniz sahilinin Caretta Carette türü deniz kaplumbağalarının yumurtalarını bıraktığı 17 merkezden biridir.

Yalan Dünya Mağarası başta olmak üzere tarihi kale ve şehir kalıntıları, tertemiz deniz ve kumsalları, bol yeşil ve oksijenli yaylaları ,özetle bozulmamış doğasıyla turizm bakımından çok büyük bir potansiyele sahiptir.
 

 

İBRADİ : Psidya sınırları içinde yer alan İbradı' nın kuruluş tarihi tam olarak bilinmiyor. Ancak, İbradı ve çevresinde bulunan kalıntılardan Roma devrine uzandığı tahmin ediliyor Örneğin, İbradı'ya 2 km. mesafede kurulu Ormana Belediyesi ile 7 km. mesafedeki Ürünlü Köyü' nün arasında Roma dönemi Erimna Antik Kenti'nin kalıntıları mevcuttur. Kentin Nekropolü ise Ormana'yı çevreleyen kayalık sırtlardır.
Yine Ormana'ya 11 km. uzaklıkta Çukurviran Köyü çevresinde Helenistik dönemlere ait kalıntılar görülmektedir. İbradı kervan yolunun Kesikbel mevkiinde bulunan Selçuklu Kervansarayından geriye sadece temel taşları kalmıştır. Evliya Çelebi, ünlü Seyahatnamesinde ibradı'nın 17. Asırda oldukça mamur ve mühim bir belde olduğunu yazar.
 

İbradı'ya 3 km mesafedeki Ardınçınar (ormana)'da çok eski devirlerden kalma bazı kitabelerle bunların kalıntıları, 8 km mesafede Ürünlü (Unurla) civarında yer altı mağaraları ve gölü mevcuttur.

 

 

ALTINBEŞİK DÜDENSUYU MAĞARASI (ÜRÜNLÜ- İBRADI)

Altınbeşik Düdensuyu mağarası ilk kez 1966 yılında, Türkiye Sepoloji Derneği Kurucu ve Onur Başkanı Dr. Temuçin Aygen tarafından bölgede Oyma pınar barajı ile ilgili araştırmalar yaptığı sırada bulunmuş ve adını bir üst kısmında yer alan Altınbeşik tepesinden almıştır. Ve 1966-18967 yıllarında İngiliz ve Fransız mağaracılar ile ilk denemeler yapılarak kamuoyuna tanıtılmıştır. Türkiye'nin en büyük dünyanın üçüncü büyük mağarasıdır. Ülkemizin uluslar arası çapta, bilimsel önemi bulunan bu bağara içinden çıkan su, yeraltından Beyşehir Gölü ile irtibatlıdır.

Beyşehir Gölü'nün kuzeyindeki Mada adasında bulunan bir düdene kaçan su üzerinde yapılan boya deneyi, Altınbeyik Düden suyu mağarasından çıkan ve Manavgat Çayına karışan suyu boyamış ve böylece bu yer altı ilişkisi kanıtlanmıştır. Altınbeşik Düden suyu mağarası iki kat üzerine yayılmıştır. Mağaraya 200mt uzunlukta bir ayeraltı gölü üzerinden botla girilmektedir. Bu gölün sonunda şahane güzellikte traverten oluşumları vardır. Göl sonundan 44 mt'lik dikey bir traverten oluşumu üzerinden ikinci kata çıkılmakta ve oradada 130mt uzunlukta ince uzun sığ bir göl başlamaktadır. İkinci katın sonuna kadar küçük gölükcükler ve orta kısmındada göçük yapan çok büyük ve yüksek bir salondaki kalker blokları üzerinden, 1,5km kadar ilerlenebilmektedir. Mağaranın bu bölümü kısmen fosil durumuna geçmiştir, üst kat sağ ve sol cihetlerde bulunan yan kolların hepsi henüz araştırılmamıştır.

1985 yılında Ürünlü köyüne gelip mağara önünde kamp kuran 10 kişilik bir Japon mağara grubunun, 1 ,göl sonundaki 44 metrelik duvar önünden, memba şeklinde çıkansuya dalış yaparak sifonun arka tarafına geçtikleri ve kumsal bir zemin üzerinden birçok gölleri geçerek dağın içine doğru 3500mt. İlerledikleri bildirildikten, 1992 Ekim Ayı'nda Dr. Temuçin Aygen başkanlığında Orta Doğu Teknik Üniversitesi su altı dalış ekibine mensup, mağara sifonlarına dalış yapan dalgıçlar, Altınbeşik Düdensuyu mağarası içindeki yer altı gölüne dalış yapmışlar, fakat arkaya geçit veren sifonun ağzını bulamamışlardır. Altınbeşik Düdensuyu mağarasındaki araştırmalar henüz bitmemiştir. Zaten mağara turizme açıldığında da bütün sistemin dolaşılması mevzubahis değildir. Yukarıdaki ikinci katın ortalarına kadar mağaranın en fazla 1km kısmı turizme hazırlanacaktır. Altınbeşik Düden suyu mağarasın a Manavgat'tan iki yolla gidilebilir. 1,yol dağ yolu olup Avason (yayla alanı) Tefekli çeşmesi, Moiz'in hanı yolundan direkt Ürülü köyüne varan yol 55km'dir. 2,yol ise; Alanya yolundan ayrılan Konya yolu olup, Akseki'ye 5km kala sapan ibradı, Ormana içinden geçerek, Ürünlü köyüne varan yoldur. Bunun uzunluğu ise 150km'dir ürünlü köyünden itibaren mağaraya araç yolu açılmıştır. Mağaranın denizden yüksekliği 450 metre, Ürünlü köyünün ise 750- 800 metredir. Altınbeşik Düden suyu halen aktif bir sistem olduğundan, bu durumu gözetilerek turizme açılmıştır. Yağışlı günlerde Düden patlaması olmakta ve mağaradan çok büyük su çıkmaktadır.

 

KALE : Myra (Demre) her zaman Likya'nın en önemli şehirlerinden birisi olarak bilinir. En erken sikkeler M.Ö. 3.yy tarihlenir. Fakat şehrin en azından M.Ö. 5.yy da kurulduğu tahmin edilmektedir. Roma egemenliği döneminde Myra gelişmiş ve zenginleşmiş şehirliler sivil projelere cömertçe para yardımında bulunmuşlardır. Sen Pol Roma' ya gitmek için Andriake Limanından hareket etmeden evvel M.S. 6.yy da şehri ziyaret etmiştir. Bizans döneminde Myra önemli bir idari ve dini bir merkez olmuştur. Piskoposluk merkezi de olan Myra'da St.Nicholaus IV.yy başında Piskopos olarak görev yapmış; halka kendini sevdirmiş, inancı uğruna çok acılar çekmiştir. Myra o zamandan sonra hep haç yollu yapılan bir yer olmuştur. Bu bakımdan Demre Hıristiyan Dünyasının her bakımdan ilgisini çekmiştir. Her yıl 6 Aralık'ta Noel Baba etkinliklerini yapmak geleneksel hale gelmiştir.

Myra gibi önemli bir şehirden kalabileceği beklenen kalıntıların bir çoğunu bugün Demre'de göremiyoruz. Likya'nın en büyük tiyatrosundan kalanlar bugün ayaktadır ve bu aynı zamanda Likya'nın en iyi korunmuş tiyatrosudur. 29 oturma sırası ve 9-10 bin seyirci kapasiteli tiyatro tepeye yaslanmıştır. Bugün bile bazen festival ve oyunlar için kullanılmaktadır. Myra metropoli muhtelif tip Likya mezarlarını önemli örneklerini ihtiva etmektedir. Tiyatro doğu ve batı metropoli diye ikiye ayrılmış ve Myra'nın arkasında yükselen kayalık, tepede kurulmuştur. Kayalar oyularak mezarlar kabartma ve yazılarla süslenmiştir.

Başka önemli bir kalıntı St.Nicholaus kilisesidir. Kilise bugün 7 m. toprak seviyesinin altındadır. St.Nicholaus kemikleri kilise içindeki mermer bir mezarda bulunuyordu. Fakat bazı kemikler İtalyanlar tarafından çalınmış ve Bari'ye kaçırılmıştır. Bir Rus Prensi 1862 yılında Kiliseyi restore ettirmiş olup, St.Nicholaus Rusya'da çok kutsal sayılmaktadır. Ruslar bir kilise çanı ilave ederek kubbeyi bir ilaç tonozu ile değiştirmişlerdir. Bazı kemikleri bugün Antalya Müzesinde teşhir edilmektedir. St.Nicholaus çocukları, gemicilerin ve ağır işlerde çalışan işçilerin koruyucu azizidir. Bilindiği üzere de bütün Dünya çocuklarının Noel Babasıdır. İlk defa 1904 yılında Eynihal adıyla köy statüsüne kavuşan Demre; 6 Haziran 1968 yılında 4 köyün birleşmesiyle Belediyelik; 4 Temmuz 1987 gün ve 3392 sayıl yasa ile de Kale adıyla ilçe olmuştur.

GEZİLECEK YERLER

St Nicolaus (Noel Baba) ve Kilisesi: Patara doğumlu St, Nicolaus M.S. 4.yy. ortasında yaşamıştır. Yardımseverliği ve mucizeler yaratarak hastaları iyileştirmesi ile ünlenmiştir. Başlangıçta sade bir rahip iken bu ünü nedeniyle aziz ilan edilmiştir. Kilisesi de bir hac merkezine   dönüşmüştür.

Bugünkü kilisenin ana öğesini M.S. 5 yy.'a ait kilise yapısı oluşturur. Kilisede bulunan lahitlerden hangisinin St.Nicolaus'a ait olduğu tartışmalıdır.

St. Nicolaus'un ölüm günü olan 6 Aralıkta her yıl Noel Baba Kilisesi'nde "Noel Baba ve Dünya Barışına Çağrı" etkinlikleri düzenlenir.

Andriake: Part Savaşını planlayıp Asia ve Lykia'ya gelen Traian, Myra'da konakladığında Lykia' nın güneyinde güzel bir limanın yapılması gerektiğini belirtmiştir. Ancak planlama ve uygulama Hadrian Döneminde gerçekleşmiştir.

Andriake kenti büyük ölçüde limanın güneyindeki tepenin eteğine yayılmıştır. Şehrin bir kısım kalıntıları ile nekropolü liman ağzının kuzeyinde bugünkü Demre' ye çok yakın bir kesimde bulunmaktadır.

Kalıntılar arasında su kemerleri, Nymphaion, agora, sarnıç görülebilir. Agoranın batısında ünlü Norrea veya granariun (silo, hububat deposu) yer alır.


Myra: Demre çayının kenarındadır. Noel Baba Kilisesi'nin kuzeyinde kalan dağ yamacındaki antik kenttir. Myra'da kaya mezarları ve çok iyi korunmuş tiyatro bulunmaktadır.

Demre: Demre yeşille denizin birleştiği bir yerdir. Demre'de Çayağzı, Kömürlü ve Sülüklü Plajlarından denize girilebilir.

 

KAŞ : Kaş köyleri edinilen belge ve buluntulara göre, Lykia medeniyetinin en önemli bölgesidir. Teke yarımadası sahillerinin M.Ö. 6 bin yılı öncesinden beri iskan edildiği bilinmektedir. Kaş arazi kesiminin batısında ve denize bakan bir tepede kurulmuştur. Şehir daha sonra genişlemiş ve kuzeybatıya doğru büyümüştür. Kaş'ın doğu ve kuzeyinde yer alan dağlarda birçok kaya mezarı bulunmaktadır. Lykia yazılarını taşıyan kaya mezarları "İonik" tarzda şekillendirilmiştir. Kaş'ın eski ismi Antiphellos'tur. Bu isimden de anlaşılacağı gibi şehir bir Lykia şehridir.
  Likya'nin önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik Döneme ait kentler ve tarihsel degerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdeniz'in derinlerde yarattığı heyecanlari doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu 'kano turları', ekolojik uyumun keşfedildiği 'doğa yürüyüşleri'; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz rengli suların manzarasına süzülen 'yamaç paraşütü';

 

Akdeniz'de değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak 'Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaş'ın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm merkezleri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm merkezlerinden oluşan renkli yelpazesi" ile düşsel bir mekandır.

 

KEMER : Kemer İlçesi'nin ildeki bilgi ve itibarıyla, bilinen tarihinin M.Ö.690 Yılına kadar uzandığı ve günümüze kadar varlığını sürdürdüğü anlaşılmaktadır.
Kemer' de bilinene ilk yerleşim yerinin İlçenin Batısında 15 Km mesafede bulunan Phaselis Antik Şehridir. Şehrin M.Ö.690 yılında 1. Okios tarafından kurulduğu bilinmektedir. Kemerin en eski bilinen tarihi başlangıcı Phaselis Şehri'nin varlığı ile anlaşılmaktadır. Phaselis Antik şehri sürekli el değiştirmekle birlikte, bir çok önemli tarihi yapıları bünyesinde barındıran ve günümüze kadar gelebilen önemli bir ticaret ve liman kenti görünümündedir. Olimpos (Çıralı, Yanartaş) Antik şehri bir vadinin iki yanında Helemistik devirde ve M.Ö. 2. yüzyılda kurulduğu anlaşılmaktadır. M.Ö.78. yılında şehir Romalıların eline geçmiştir. Şehrin kurulduğu toprak yapısında metan gazı çıkmakta olduğu için yanıcı özelliğiyle günümüze kadar gelmiştir.Kuzdere-Gedelme Mahallesi içerisinde Romalılar döneminde kurulduğu sanılan tarihi şehir kalıntıları mevcuttur.

Kemer (İdropolis) İlçe Merkezi itibarıyla Antik kentinin Kemer Dağı'nın güneydoğu sahilinde Anavura Burnu'nun (Ayışığı Parkı) bulunduğu koyda M.S.3. yüzyılda kurulduğu sanılmaktadır. Şehir M.S. 4-7 yüzyılları arasında gelişimini sürdürmüştür. Gemicilik ticareti bakımından önemli bir Likya liman şehri olduğu bilinmektedir. Şehir 12. yüzyılda Selçuklu'lar ile Türklerin egemenliğine geçmiştir.

Kemer' in Türklerin eline geçmesi ile 1326 yılında dağlardan düzlüğe inen Yörükler şehri yeniden kurmuşlardır. Osmanlı döneminde yörede yaşayan halk, 1916-1917 yıllarında sel sularından korunmak için Kuzeydeki dağların eteğine 23 Km uzunluğunda taş duvar örmüşlerdir. Bu duvar kemer görüntüsü verdiğinden Eskiköy diye bilinen şehir Kemer Köyü adını almıştır. Kemer 28 Mart 1919 yılında İtalyan işgaline uğramış ve bu durum Cumhuriyetin kuruluşu ile sona ermiştir.

Kemer, Cumhuriyet Dönemi içerisinde köy konumundan çıkıp, Nahiye (Kasaba) idaresine geçmiştir. 1980 yılların başında nahiye idaresinin sona ermesi ile birlikte, bir süre muhtarlıkla idare edilen Kemer, 06 Haziran 1986 yılında Belediye idaresi kurulmuştur. Kemer 13 Eylül 1991 tarihinden itibaren İlçe statüsü kazanmış ve mevcut konumunu sürdürmektedir.

GEZİLECEK YERLER

Kemer'in başta gelen çekiciliklerinden birisi doğa güzelliğidir. Deniz, orman ve dağlar bir noktada birleşmektedir. Örneğin deniz dalgalarının çam ağaçlarına kadar uzanması ve çam ağaçlarının plajlarda gölgelik olarak kullanılması oldukça cazip gelmektedir. Denizin berraklığı, ormanın yeşilliği Kemer'de bir başka güzelliktir.

Yakınında Faselis, Olympos gibi antik bölgelerin de bulunması bir başka çekiciliktir. Kemer'den Faselis ve Olimpos'a denizden ve karadan ulaşmak mümkündür. Son yıllarda Söğüt Cuması, Altınyaka Dere Köyü gibi yüksek yerlere safari turları da çevre çekicilikleri arasında yer almaktadır.

Ayrıca yöredeki diğer çekicilikler ide mağaralarıdır. Bu mağaralardan Beldibi mağarası Antalya'nın 27 km. güneybatısında deniz kenarındadır. Tarih öncesi çağlara ait kalıntılar bulunmuştur. Bir diğer görülmeye değer mağara ise Molla Deliği mağarası olup, Kemer'in batısında yükselen Tahtalı Dağ'ın doğu yamacında yer alır. Bu mağaraya Kemer-Kumluca karayolu üzerinde bulunan Aşağı kuzeydere veya Tekirova köylerinden ancak yaya olarak gidilebilir. Her iki köyden de 3.5-4 saat yürümek gerekmektedir.

Antik Kentler

Phaselis: Antalya - Finike karayolunun 58 km.'sinde bulunmaktadır. Kemer'e 15 km. olan Phaselis kentine deniz yoluyla da ulaşmak mümkündür.

Lykia'nın doğu kıyısı şehirlerinden olan Phaselis'in M.Ö. VI. yüzyıla ait ilk Helenistik çağın ticaret limanlarından biri olduğu sanılmaktadır. Romalılar döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Üç limandan oluşan Phaselis'in doğusundaki limanın kalın duvarları halen çok iyi durumdadır. Ön ve batı kısmı kumlar altında kalan batı limanı ise denize girmek için çok uygundur.

Phaselis'de bu gün toprak üstünde bulunan kalıntıların büyük bir bölümü Roma devrinden kalmıştır. Bu kalıntılar; liman, kale duvarları, Zeus Mabedi, Kral Antonius Caravella yolu, ayrıca yirmi sıralı tiyatro kalıntıları bulunmaktadır. Yarımadanın boyun kısmını kapsayan cadde muhteşemdir. Güney limandan başlayıp şehir kapısına kadar uzanır. Bu caddenin genişliği ve kısalığı yüzünden, zaman zaman stadyum olarak da kullanıldığı sanılmaktadır. Çünkü tarih Phaselis'de iki önemli atletizm karşılaşmasının yapıldığı yazar.

Agoranın yanında iki tapınak bulunmaktadır. Bir tanesi Phaselis için çok önemli bir tanrı olan 'athena polias' adına yapılmıştır. Diğeri ise 'heista' ve 'Hermes' içindir. Bu tapınaklardan Athena'da Homer 'in mitolojik kahramanı Acchileus'un bronzdan; yapılmış mızrağı bulunmaktaydı. Caddenin kenarlarında bina harabelerine, bir kilise ile bu harabelerin arasında piskopos evlerine rastlanmaktadır.

Şehrin su ihtiyacını karşılayan su kemerleri Roma stili inşaa edilmiş olup hala çok iyi bir durumdadır.

Phaselis'de çıkan bazı tarihi eserlerin bulunduğu bir de müze mevcuttur. Ayrıca burası tarihi zenginliğinin yanı sıra sığ bir koy, ince kum ve ormanı, dağ, deniz birleşmesinden oluşan ideal bir ören ve plaj yeri olarak da dikkati çekmektedir.

Olympos: Antik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konulmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik muhteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.

Sportif Etkinlikler

Jeep Safari: Kemer'den Toroslar'a günübirlik cip safari turları, bu konuda uzmanlaşmış acenteler tarafından organize edilmektedir.



Bisiklet Turları:
Seyahat acentaları kemer çevresindeki parkurlarda bisiklet turları organize etmektedir.

Binicilik: Kemer ve çevresindeki konaklama tesislerinde bulunan çiftliklerde gerekirse binicilik hocaları ile binicilik imkanı bulunmaktadır.

Yatcılık: Kemer Yat Limanı yatçılara kaliteli hizmet sunmaktadır. Kemer çıkışlı mavi turlar Kemer-Kaş arasındaki koylar ve limanlar, antik yerleşimler ve doğal güzellikleri görme imkanı vermektedir.

 

KORKUTELİ :

1 - Etiler Zamanında PİSİDYA Cumhuriyeti Devri.

2 - Roma Bizans Devri.

3 - Selçuklular Devri.

4 - Hamitoğulları ve Teke Beyliği Devri.

5 - Osmanlılar Devri olmak üzere 5 ana bölümden oluşmaktadır.

1-ETİLER ZAMANINDA PİSİTYA CUMHURİYETİ DEVRİ:

Korkuteli Antalya'nın kuzey batısında ve Antalya'ya 60 Km.uzaklıkta bulunmaktadır.Evliya Çelebi'nin Istanoz hakkında yazdığı bilgiye göre burada İsinda adında bir kasaba vardı.İsinda Kasabası Pisidyalılar zamanında kurulmuştur.Alaaddin Kışla Mahallesinde İsinda kasabası Pisidyalılara ait şehir kalıntılarına rastlanmaktadır.Pisidya Cumhuriyeti Eti İmparatorluğuna bağlı,içişlerinde bağımsız bir devlet idi.Pamiiya Karyalıkya gibi diğer küçük devletlerle komşu bulunuyordu.Pisidya' nın çevresinde bulunan diğer küçük devletlerden bazıları şunlardır.KOMABE (Garipçe),KRATOPOLİS (Kızılkaya),LEGOST (Büyükköy Yakası),POGLA (Çomaklı),SERGÜCİA (Bayat),TİMPRİANDA (İmrahor),VEBRE (Bozova),TERMESUS (Güllükdağı) gibi .

Antalya Müzesi Müdürlüğündeki eski memur merhum Süleyman ERTEN'den alınan bilgiye göre ayrıca vilayet tarihinden edinilen bilgilere göre İsidya kasabası adına para basıldığı tesbit edilmiştir.İsidya halkının Pisidyalılardan olduğu tahmin edildiğine göre bunların Türk ırkından olduğu Etiler zamanında buralara gelip yerleştikleri anlaşılmaktadır.Alman Alimlerinden KREŞEHLER küçük asya devletlerinden lisanı ile Anadolu'nun öz lisanlarından Eti lisanı ile benzerliği olduğu tespit edilmiştir.Pisidyalılarla Eti'lerin akraba oldukları çeşitli araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.M.Ö.1295 te Etiler ile Mısırlılar arasında meydana gelen meşhur Kadeş savaşında Pisidokyanın Hitit İmparatorluğuna askeri yardımda bulunduğu tarihi bir olaydır.Şimdiye kadar çevremizde Etilere ait tarihi araştırma yapılmamış olması nedeniyle Eti Hyografi yazısının etraflıca çözümlenmemiş olması sebepleriyle yeterli bilgi toplanamamıştır.

Mekedonya Hükümdarları Büyük İskenderin yaptığı doğu seferinde Pisidyalıların kahramanca karşı koymaları bilhassa Termesusluların boyun eğmemiş olmaları bu bölgede yaşayanların çok cesur bir kavim olduklarını gösterir.Çok uzun süre kuşatma sonunda Termesusu almayan iskender “Bir kartal yuvası ile uğraşmam” diyerek daha sonra kuşatmadan vazgeçmiş ve buradan ayrılmıştır.Ne yazıkki İskender öfkeyle ayrılırken çevrede bulunan zeytinlikleri de ateşe vermiştir.

Bu bölge sakinlerinin dini inançlarına gelince;taptıkları ZEUS' tur.Mitolojiye göre Zeus tanrıların adını taşır.Termesus harebelerinde Zeus'un tasvir ettiği görülmektedir.

Uygarlıkta ne kadar ileri gittikleri zamanımızda rastlanan kalıntılardan anlaşılmaktadır.Termesus şehri harebeleri,Kozağacı,Büyükköy Yaylasındaki kalıntılar İsidya uygarlığına ait birer belgedir.

Tarihçilerin belirttiğine göre bölge uygarlığı Yunanistan'a kadar giderek Yunan Uygarlığının doğmasına sebep olmuştur.

2-ROMA BİZANS DEVRİ :

Pisidya Cumhuriyeti M.Ö.395 Roma İmparatorluğu doğu ve batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır.Doğu Roma İmparatorluğunun bir ismi de Bizans'tır.Bölgenin uygarlıktaki inkişafı İskenderin ölümünden sonraki Helenistlik çağda başlar. Doğu kültürü ile batı kültürünün kaynaşması Roma'nın

doğuya hakim olması buralarda kurulan medeniyetlerin birer örneğidir.

Korkuteli (Istanoz) Romalılardan kalma eserler şunlardır.

• Keşiş Evi: Taş oymadan yapılmış olup Alaaddin kışla semtindeki cirim boğazı civarındadır.

• Eski Roma Mabedi: Şimdiki yerinde Hamitoğullarından kalma taş medrese vardır.

Medresenin giriş kapısının sağ tarafındaki taş duvarında roma yazısı ile yazılmış kitabede olimpiyat müsabakalarına ait hatıralar vardır.İfade edildiğine göre çekişmeli geçen müsabakaların berabere kaldığı hatıra olarak yazılmıştır.

3- SELÇUKLULAR DEVRİ :

İlçemiz Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin KEYHÜSREV zamanında (1207) Bizanslılardan alınmıştır.Sultan Gıyaseddin KEYHÜSREV Alaşehir yakınında yapılan savaşda şehit olduğunda yerine oğlu 1.İzzettin KEYKAVUS geçmiştir.(1210-1219) Alaaddin KEYKUBAT'ın yaz mevsimi Korkuteli de kış mevsiminide Antalya'da geçirdiği bilinmektedir.Hükümdarlığı 1219-1237 yılları arasında geçmiştir.Ölümünden sonra yerine 11. Gıyaseddin KEYHÜSREV geçmiştir.1243 yılında Moğollarla yapılan Kösedağ savaşından sonra devletin zayıfladığı ve parçalanmaya yüz tuttuğu görüldü.Alaaddin KEYKUBAT zamanında bütün Akdeniz kıyıları Türk hakimiyeti altına girmiştir.İlçemiz “Alaaddin Mahallesi” isminin Sultan Alaaddin KEYKUBAT'a izafeten verildiği bilinmektedir.

İlçemizde Selçuklulardan Kalma Eserler Şunlardır.

a) Sultan Alaaddin Camii: (Alaaddin Kışla semtindedir.) Enkazsından büyük bir eser olduğu

anlaşılmaktadır.Alaaddin KEYKUBAT zamanında veya sonrasında ona izafeten yaptırıldığı sanılmaktadır.

• İmarethane: Hamitoğullarının-Hamit - Abatlıların yaptırmış olduğu taş medresenin

bulunduğu yerde büyük bir imarethane mevcutmuş.Bu enkaz üzerinde sonradan Hamitoğulları şimdiki taş medreseyi inşaa etmişlerdir.

c) Su Tüneli : Alaaddin kışla semtinin sulanmasında büyük fayda sağlamış olan bu eser kışla

semtinin batısında bir yer altı tüneli iken; Şu anda Korkuteli Barajı altında kalmıştır.

d) Porsuyu Kalıntıları: Korkuteli Sülekler köyündeki por (kireçli) suyunun o zamanlardan

getirilmiş olduğu toprak altından çıkan su künklerinden anlaşılmaktadır.

e) Hamamlar : Kışla semtinde 3 adet hamam kalıntısı ile kızılkahveler civarında kullanılmaz

durumda bir hamam mevcuttur.Hamam 1990 yılında restore edilmiştir.



f) Türbeler : Rivayete göre Selçuklular bu havaleyi fethederlerken beş büyük zat şehit

düşmüştür.Bunlar YARANDEDE (Atatürk Orman Parkı Arkası),KURTBABA(İmrahor Köyü karşısı),ALİFAHRETTİNİ KEBİR ( Büyükköy),ALİFAHRETTİNİ SAĞİR (Küçükköy),KUREYŞ BABA (Gümüşlü Köyü),isimli zatlardır.Adı geçen semtlerde türbelerinin olduğu sanılmaktadır.

4-HAMİTOĞULLARI VE TEKE BEYLİKLERİ DEVRİ:

Korkuteli ilçesinin Hamitoğulları ve Teke beyliği devrinide yaşadığını görürüz.Korkuteli Isparta' da hükümet kuran Hamitoğulları tarafından Antalya'dan daha önce alınmıştır.Antalya Hamitoğulları tarafından 1321 de alınmıştır. Hamitoğlu İlyas beyin ölümünden sonra oğlu Yunus bey Antalya Teke Beyliğinin kurucusu olmuştur.Alaaddin mahallesinin kışla semtinde mevcut Hamitoğullarının Taş medresesinin 1319 tarihli kitabesinde Emir SİNANÜDDİN-ÇALIŞBİR-İLYASBİN HAMİT ismi mevcuttur.Tekeoğulları (1300-1423) Yunus beyin ölümünden sonra yerine oğulları Mahmut ve Hızır Bey Teke Beyi olmuşlardır.Yunus beyin diğer oğlu Sinanüddin Çalışbey Korkuteli Beyi idi.1393 tarihinde Teke Beyi Osman beyin elinden Osmanlı Devleti Hükümdarı Yıldırım BEYAZIT tarafından alınarak Osmanlı Devletinin eline geçmiştir. 1423 tarihinde Osman Beyin öldürülmesi ile Karahanlı Oğulları tarafından alınmak istenmiş isede Osmanlı Hükümdarı II.Murat Hamitoğulları ve Teke Beyliklerini ortadan kaldırmıştır.1423 yılında topraklarını kendi topraklarına katmıştır.

Tekeoğulları 1300-1392 tarihine kadar 92 yıl,1392 den 1423 yılına kadar 31 yıl toplam 123 yıl iktidarda kalmıştır.Korkuteli bu tarihler içerisinde Teke Beyliğine 1402 den 1423'e kadar 21 yıl başkentlik yapmıştır.

5-OSMANLILAR DEVRİ :

Antalya ve çevresi 1392 yılında Yıldırım BEYAZIT tarafından alınmış idaresi oğlu İsa ÇELEBİ'ye verilmiştir.1402 Ankara savaşından sonra Timur bu bölgeyi Hamitoğullarından alıp Tekebeyi Osman Beye vermiş isede Antalya da bulunan sancak beyi Hamza bey Korkuteli'de bulunan Osman beyin üzerine yürüyerek 1423 yılında ortadan kaldırmıştır.Yavuz Sultan SELİM zamanında Kardeşi Şehzade KORKUT Antalya'da sancak beyi idi.İki kardeşin arası açılınca öldürülmekten korkan Şehzade KORKUT Osmankalfalar köyü yakınındaki bir mağarada saklanmakta iken 1310 tarihinde burada kardeşi tarafından boğdurulmuştur.Antalya Osmanlı İmparatorluğu zamanında Anadolu eyaletinin Teke Vilayeti iken 1864 de vilayet taksimatı yapılınca Konya Vilayetinin Teke Sancağına merkez olmuştur.Korkuteli 1879 tarihinde Teke Sancağına bağlı nahiye merkezi olmuştur.1915 yılında Temmuz ayında Antalya Mutasarrufluğuna bağlı ilçe merkezi olmuş adına Istanoz olarak söylene gelmiştir.Yine bu tarihte Vilayet Meclisinin kararı ile Şehzade KORKUT'a izafeten ilçenin adı KORKUTELİ olarak kabul edilmiştir.

 

KUMLUCA  :

Kumluca'nın ilk yerleşimi ilçenin merkezinin 5 km kadar doğusunda, tepelerin eteklerinde San Kavak adıyla 1830 yıllarında kurulmuştur.

Elmalı'dan ayrılan Finike ile Antalya'ya bağlı Iğdırmağardıç bucağı Kumluca ve Kemer diye ikiye ayrılarak, Kemer Antalya'ya, Kumluca'da Finike'ye bağlanmıştır. Bu sırada Sarı Kavak, Iğdırmağardıç bucağının bir köyüdür. Bu günkü Kuzca Köyü ise o zaman ayrı bir bucak idi. 1924 yılında Kuzca Bucağının merkezi Gödene'ye (Altınyaka) alınmış ve zamanla göçebe halkın yerleşerek kalabalık bir merkez haline getirdiği bugünkü ilçe merkezinin bulunduğu yerde Kumluca Bucağı kurulmuştur. Kumluca Bucağı sonraları daha da büyümüş, 7033 sayılı kanunla 01.04.1958'de Finike'den ayrılarak ilçe olmuştur.

Kumluca adı rivayete göre henüz bugünkü ilçe merkezinde hiç yerleşme yokken, Sarı Kavak'tan bir köylü Gavur Deresi'nin batı kıyısındaki kumluk ve fundalık bir arazi olan, şimdiki şehir merkezinin bulunduğu yere karpuz ekmiş. Kumsal ve verimli arazide karpuzlar oldukça iri olmuş. Yetişen karpuzları yetiştiricisi köylere götürüp satarken, köylüler bu karpuzları nerede yetiştirdiğini sormuşlar. O da "derenin kıyısındaki kumlu yerde" diye cevap vermiş. Bu köylünün meşhur karpuzlarının methi, karpuzların yetiştiği yerin adının zamanla "Kumluca" olmasına neden olmuştur.


 

Turizm

OLYMPOS


Kumluca'nın doğusunda yer alan Olympos ise Hellenistik devirde kurulmuş bir şehir olup, Kumluca'ya 25 km. uzaklıktadır. Kumluca'dan Antalya'ya giderken Ulupınar'a varmadan önce (çavuş Köyüne sapan yoldan gidilir. Varlığını M.Ö. II. yüzyılda bastırdığı sikkelerden tanımaktayız. M.Ö.100'de Lykia Birliğinin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisidir. M.Ö. 1. yüzyılda korsanların yatağı olmuş, M.Ö. 78'de Romalı kumandan Servilius isauricus, Olympos'u korsanlardan temizleyerek Roma topraklarına katmıştır. M.S.II.Yüzyılda Rhadiopolis'li Opramoas buraya da yardım elini uzatmış şehir en mamur hayatını bu yüzyılda yaşamıştır.Şehrin ortasından bir derecik akmaktadır.Derenin güney yakasında Bizans Bazilikası (Mahkeme salonu) yer alır.Onun gerisinde tiyatro, tiyatronun batısında nekropol vardır. Derenin kuzeyinde ise deniz tarafında 50 metre yükseklikte akropol, onun batısında kubbeleri mozaiklerle kaplı hamam ve daha batıda sadece anıtsal kapısı kalmış olan mabet yer alır.

RHADİOPOLiS


Rhadiopolis ise Corydella ile aynı yönde, Kumluca'nın batı yönünde,şehre 4 km. uzaklıkta bir dağın yamacında kurulmuştur. isminden dolayı Rodosluların kurduğu bir şehir olduğu arkeologlarca söylenir. XIX. Yüzyıl bilginlerince kentin adı "Rhudos" (Gül) ile ilgili görülmüştür. Kentle ilgili bilgileri Rhadiopolis'in yapılmasında büyük yardımları bulunan Hadrian zamanında yaşamış Opramoas adlı Lykia'lı bir zenginin diktirdigi anıttan öğrenmekteyiz. Arkeolog Cevdet Bayburtluoğlu'na göre Lykia dilinde yazılmış kitabelerin en doğuda olanı Rhadiopolis'te olduğu ve Lykia ülkesinin doğu sınırının bu şehirde olduğunu gösterir.

Kral Opramoas zamanında en zengin devrini yaşayan şehir,adı geçen kral vasıtası ile komşu şehirlerin tahrip olan eserlerini de yardım ederek onarttırmıştır. Şehrin tiyatrosu, hamamı, Opramoas anıtı, kilisesi,kaya mezarları ve lahitleri çok sayıda su sarnıcı bulunmaktadır.Tiyatronun skenesinde yazılı olan 12 imparator mektubu,19 procurator mektubu ve 33'u birlik toplantısına ait yazılı anıt antikacılarca tahrip edilmiştir.

AKALİSSUS


Kumluca'dan Alakır barajı kenarından 30 km. gidilerek asfalt yoldan Karacaören köyü İncirağacı mahallesine varılır. Köyün güneydoğusunda kaya mezarlarına ve lahitlere rastlanır. Burada 1950'li yıllarda çok büyük hazineler köylüler tarafından çıkarılmış ve hepsine devlet tarafından el konulmuştur.
 
 
 
 
 

CORYDELLA (KORYDALLA)


Şehir Kumluca'nın batısındaki ve ilçe merkezine 1 km. uzaklıktaki iki tepe üzerinde kurulmuş.Bugün toprak üstünde yalnızca şehre su getiren aguaduktur kalıntıları seçilebilmektedir.Diğer eserler yok edilmiştir.Kent özellikle Bizans ve geç Bizans devirlerinde gelişme göstermiştir.Fakir bir köylü kadının keçisinin ayağına bir zincirin takılması ile ortaya çıkan ve "Kumluca Definesi" diye tanınan define bu ören yerinde çıkmıştır.Ne yazık ki çok değerli altın ve gümüş eşyalardan oluşan definenin büyük bir kısmı Amerika'ya kaçırılmış, çok az bir kısmı Antalya Müzesi'nde sergilenmiştir.

GAGAE


Mavikent Kasabası Aktaş Mevkiinde bulunan Gagae isimli antik kent Akropolis kayalığı ile Deniz arasında kalan bir alanda kurulmuştur. Buradaki yapılar Roma ve Ortaçağ izlerini taşımaktadır.Şehrin duvarları ve bazı Hıristiyan Kiliseleri ile bir çok kalıntılar hala durmaktadır. Gagae aşağı ve yukarı olarak değerlendirilen bir Akrepolis idi. Gagae'ye Paleopolis'de denilmiştir Gagae ismi varlığının şu an araştırılmasının mümkün olmadığı,bir tür taş olan Gagates'tin türediği bilinmektedir. Serpentin Porfiritit tuzaklar ve kireçtaşından oluşan çevrenin mineral özellikleri hakkında özel bir araştırma bulunmamaktadır.

iDEBESSİOS (KOZAĞACI)


Kumluca'dan alakır barajı kenarından 30 km.gidilerek asfalt yoldan Karacaören köyü incirağacı mahallesine varılır. Buradan 5 km.kadar stablize yoldan kuzeyde gidilerek Karacaören köyü Kozağacı mahallesine varılır.Burada İbedessios Antik kenti vardır.kentte bir tiyatro ile hamam,su yolu,kilise ve kitabeli-kabartmalı aile mezarları,gözetleme kulesine rastlanır.Şehrin yapılarının çoğu geç Bizans devrine aittir.Şehrin en önemli özelliği lahitlerin U planı oluşturacak şekilde üç mezarın yan yana konulmasıyla aile mezarlarının meydana getirilmiş olmasıdır.Lahitlerin üzerinde çoğunlukla kitabe ve vazo şekilleri vardır.Boğayı parçalamaya hazırlanan bir aslanın lahit üzerine yarım kabartma şeklinde işlendiğini gösteren tablo ilgi çekicidir.Ancak boğanın başı kırılmıştır.

KORMOS (KORMİ)


Karacaören Köyü Karabük mahallesinde bulunan Antik Kent Tarihi hakkında herhangi bir bilgi edinilememesine rağmen kent kalıntıları halen varlığını göstermektedir.

MELANİPPE

Mevikent Kasabası sınırları içerisinde bulunmaktadır.Antik kente ait kalıntılar hala mevcut olmakla; Melanippe antik kentinin geçmişi ile ilgili detaylı bir bilgiye ulaşılamamıştır. Kent hakkında edinilen bilgilere göre Hellenistik döneme ait bir kent olduğu söylenilmektedir.

 

MANAVGAT : Manavgat İlçesinin kuruluş tarihi ile ilgili olarak kesin bir tarih verilmese de sınırları içerisinde bulunan Side (Selimiye Köyü) ve Selge (Altınkaya Köyü) antik kentlerinin M.Ö.6.yy'da kuruldukları sanılmaktadır. Manavgat 1220 yılında Selçuklu, 1472 yılında da Osmanlı İmparatorluğu'nun idaresine geçmiştir. 1914 yılında ilçe olmuş, Taşağıl ve Beşkonak Nahiyeleri kurularak ilçeye bağlanmıştır.

GEZİLECEK YERLER

Manavgat Şelalesi

Manavgat ilçesinin 3 km. kuzeyinde bulunan şelale, ilçe ile aynı adı taşır. Şaşırtıcı bir yükseklikten dökülmesine karşın geniş bir alan üzerinde gürül gürül akışı ile görülmeye değer bir manzara oluşturur. Şelalenin hemen yanıbaşında doğa ile içiçe piknik yapılabilir ve çevresindeki lokantalarda taze balık yenilebilir.

 

AntikKentler

Side: Manavgat'a 7 km uzaklıkta olan Side tarihi bir yerleşim merkezidir. Tarihçiler tarafından İ.Ö. 1405'te kurulduğu ifade edilen Side, İ.Ö. VI. y.y ın yarısından itibaren, sırası ile, Lidyalıların, Perslerin, İskender'in, Antiogonos'un, Ptolemaiosların egemenliğini tanımıştır. İ.Ö. 215 ten sonra Suriye Krallığı'nın denetiminde imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline getirilen kent İ.Ö. Apameia barışı ile Bergama Krallığı'na bırakılmıştır, daha sonra Doğu Pamphilya bölgesi ile birlikte bağımsızlığını koruyarak büyük bir ticaret donanmasıyla refaha ve zenginliğe kavuşmuştur.

İ.Ö. 78 den sonra Roma egemenliğinde bulunan Side, daha sonra Bizans egemenliğine girdi. İ.S. V. y.y. ve VI. y.y. larda Psikoposluk merkezi olan Side en parlak devrini yaşamıştır.

Eşsiz bir işçiliği olan kentin ana kapısı iki kule arasındadır. Side kentinde iki ana cadde vardır. Bu caddeler Antik Çağın sütunlu caddelerine örnektir. Kent kapısını geçtikten sonra yassı taşlarla döşeli alan bu caddelerin başlangıç yeridir. Bu caddelerin her iki yanında sütunlu portikler ve onların arkasında dükkanlar bulunmaktadır.

Surun dışında, kent kapısını karşısında Anadolu'nu en büyük tarihi çeşmesi "nymphaeum" vardır. Bu çeşmenin önünde geniş bir havuz yeri alır. Tiyatrodan sonra geniş bir caddeden geçip anıtsal bir yapıya varılır. Bu yapı boyutları 100x100 m. olan agoradır. Kentin Pazar yeri olan agora portiklerle çevrilidir ve üç yanında dükkanlar yer alır. Agoranın güneyindeki cadde üzerinde, üç salondan oluşan ve dört tarafı portiklerle çevrili Gymnasium vardır. Kuzey- güney doğrultusundaki ana cadde de Roma Döneminde yapılan kemerli bir yapı vardır. Side kentinin tiyatrosunun mimarlık tarihi açısından önemi diğer roma tiyatroları gibi dağ yamacına değil kemerli mekanlar üzerine kurulmuş olmasıdır.

Cavea, oskestra ve scene olmak üzere üç bölümden oluşan tiyatro, Pamphylia tiyatroları içinde en büyük ve anıtsal olanıdır ve 20.000 seyirci alacak büyüklüktedir.

Side'nin surları dışında geniş mezarlıklar yer alır ve bunların en önemlisi olan Batı Negropolü 1,5 km. uzaklıktadır. Side'de ayrıca tapınaklar ve su kemerleri vardır. Tapınaklardan en önemlileri Athena, Apollon ve Men tapınaklarıdır. Side'nin suyu yaklaşık 25 km. mesafeden, Oymapınar baraj gölü içinde bulunan dumanlı kaynağından getirilmiştir. Bu su taşıma sistemi kimileri iki katlı olan on su kemerinden oluşur. En büyüğü Oymapınar yakınında olup 40 gözlüdür.

Büyük bir Roma Hamamı bugün müze haline getirilmiştir ve bölgenin en güzel arkeolojik eserler kolleksiyonunu barındırır. XIII. y.y. da Selçuklu'ların XIV. y.y. da ise Hamitoğulları ve Tekelioğullarının, XV. y.y. da kesin olarak Osmanlı egemenliğine geçik kent bu dönemlerde yerleşim yeri olmamıştır.

Halen, Roma ve Bizans dönemlerinin yapı ve özelliklerini taşıyan kent surlarının bir çok yeri yıkılmışsa da kara tarafındaki surların hemen tümü ayakta kalabilmiştir.

Selge: Serik'in 35 km. kuzeyinde, Torosların güney yamacında, Köprü Çayı (Eurymdon) yakınlarında eski bir dağ kenti olan Selge'ye Köprülü Kanyon Milli Parkı'ndan sonra dik virajlı, 14 km.lik stabilize yoldan gidilir. Doğa güzelliği bakımında çok zengin olan köprülü kanyondan geçen yol üzerinde Göreme'deki Peri bacalarına benzeyen ve bütün dağ yamacını kaplayan oyuntulu kayalar vardır.

Psidia'ya bağlı olup sonradan Pampheylia sınırları içine alınan kent sırasıyla Lidya, Pers, İskender ve Roma yönetimlerinde kalmıştır.

Kuzeydeki 5 kapılı ve 45 basamaklı tiyatrosu önemli anıtıdır. Kayalığa oyulmuş tiyatronun güneyinde stadium ili gymnasium, batısında tavanı kartal motifi ile süslü İon tipinde bir tapınak göze çarpar. Stadiumun güneyinde Çeşme ve Agora bulunmaktadır. Kentin güneybatısına uzanan surların kuzeyinde Artemis ve Zeus anıtları ile necropol yer almıştır.

Seleukia: Side'nin 23 km. kuzeydoğusunda Sinler Köyü'ne ise yaya olarak bir saat uzaklıkta bulunan bu antik kent Selevkoslar tarafından kurulmuştur. Antik kentin özellikle çam ormanlarının süslediği çok güzel bir doğa görünümü vardır. Bir tepe üzerine oturtulmuş olan kent tüm ovayı ve denizi gözler önüne serer.

Kentin gelişmişliğinin göstergesi olarak iki katlı agorası, bazilikası, sarnıç ve kanalizasyon sistemi sayılabilir. Kent kazıları sırasında çıkarılan mozaikler bugün Antalya Müzesi'nde sergilenmektir.

Etenna: Manavgat'ın 29.km kuzeyindeki Etenna, bugünkü Sırt Köyü'nün üst tarafına düşen tepe üzerine kurulmuştur. Bizans devrinde psikoposluk merkezi olduğu sanılan kentin tepesinde Akropal kentin en yüksek ve en iyi korunan yeri ve yamaçlarında yer alan, çevresi surlarla çevrili teraslardan ibarettir. Kentin güneyinde ise Herron (yüceltilmiş bir ölü için yapılan mezar) vardır. Bunlardan başka bazilika, agora, kilise, hamam ve sarnıçlar önemli tarihi kanıtlardır.

Hanlar

Alarahan: Manavgat'dan sonra batıya doğru gidince 9 km sonra alarahan'a varılır. 13. y.y. da Selçuklular tarafından Konya ile güney kıyılarının başkenti Alanya arasındaki ticaret bağlantısı sağlamak için inşa edilmiştir. Bu kervansaray ile seyehat edenlerin ve tüccarların güvenli ve konforlu konaklamaları ve dinlenmeleri sağlanmıştır.

Yaylalar

Köprüçayı Vadisinin ikiye ayırdığı Torosların üzerinde birçok yayla bulunmaktadır.

En önemlileri Güğlenpınar ve Beloluk Yaylaları, Avanos Beliği, Tefekli Bölgesinde Gücer Yaylası, Kesikbeli, Akçaalan Yaylası, Topalceviz, Alıç ve Demre Yaylaları, Dumanlı Yaylası ile Bozburun Dağı eteklerindeki İkiz Yaylasından oluşur. Köy halkının büyük çoğunluğu yazın yaylalara göçer.

Milli Parklar ve Korunan Alanlaron

Sportif Etkinlikler

Jeep-Safari : Antalya , Kemer, side ve Alanya'daki Seyahat acentaları Toros dağlarına Jeep Safari turları düzenlerler. Günlük turlar sabah erken saatlerde başlayıp akşama kadar Offroad heyacanı yaşayarak sürer.

Binicilik : Bazı otellerin binicilik için geniş alanları mevcuttur. İngiliz, Arap ve Haflinger atları bulunur. Binicilik ve atlama dersleri bir saat süresince veya günlük geziler halinde yapılmaktadır. Aynı zamanda üç günden , yedi güne kadar nehir boyunca veya dağlara turlar yapılır.

Rafting : Köprüçay, Manavgat ve Dragon nehirleri Akdenizdeki Cehennem Suyu ratfing için mükemmel güzergahlardır.

 

SERİK : Serik İlçesi, Ülkemizin 36-37 derece enlem, 31-32 derece boylamları arasında yer almaktadır. Antalya - Mersin karayolu üzerinde, Antalya' nın 38 Km. doğusunda,Manavgat İlçesine 40 km. uzaklıktadır. Akdeniz' de 22 km kıyı şeridine sahip olup; 8 Km. içeride, denizden 26 M. Yüksekliktedir. Kısmen dalgalı ovalık bir arazi üzerinde kurulmuştur. İlçenin yüzölçümü 1.550 Km 2 ' dir. Bunun 45,360 hektarı tarım arazisi, 65.764 hektarı da orman arazisi geri kalan kısmı da vasıfsız yerdir. Serik Antalya ovasının doğuya doğru uzanan bir parçasını teşkil eder. Dağlık kesimlerinde hayvancılık, ormancılık, ova kesimlerinde de ziraatçılık özellikle turfanda sebzecilik yapılmaktadır. Ticari hayatı Antalya şehir merkezine bağlıdır. İlçenin kuzeyinde batı Toros dağları yükselmeye başlar,.

Serik İlçesi batıda; Antalya Merkez İlçe, doğuda; Manavgat İlçesi, kuzeyde; Burdur İline bağlı Bucak ve Isparta İline bağlı Sütçüler İlçeleri, Güneyde; Akdeniz ile çevrilidir.

İlçemizde Akdeniz iklimi hakimdir. Yazlar kurak ve sıcak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Bu iklimin sonucu olarak doğal bitki örtüsü de makilerdir.

SERİK İlçesinde İlk yerleşim yeri, M.S.II Yüzyılda Bergama Krallığına bağlı olarak bu günkü Yanköy Köyü yakınlarında bulunan “SİLLYON” (Koçhisar tepesinde) da ve Belkıs köyünde “ASPENDOS” olarak iki yerde kurulmuştur.1817 yıllarında yerleşim bölgelerinin çok aralıklı olması nedeni ile İlçe önceleri “SEYREK” diye anılmış, 1890 yıllarına doğru SERİK olarak adlandırılmıştır. 1900 Yılında bu günkü ilçe merkezinde KÖKEZ adı altında Bucak merkezi olmuştur,. 1926 Yılında da SERİK İlçe olmuştur. Batı Trakya Türkleri Balkan Savaşı sırasında Muhacir olarak; Girit savaşı sırasında da, Girit Türkleri Serik'e gelip yerleşmişlerdir.

Bölgenin en önemli akarsuları, KÖPRÜÇAYI ve AKSU çayıdır.

Serik İlçemizin dünyaca bilinen tarihi ve turistik ören yerleri olarak, ASPENDOS, SİLLYON gibi yerler sayılabilir.

Aspendos: Pamfilya kenti olan Aspendos Antalya'nın 48 km. doğusundadır.Aspendos'a Antalya-Manavgat yolundan ayrılan bir asfalt ile ulaşılır. Kent, Serik İlçesinin 8 km. doğusunda Köprü Çayı'nın dağlık bölgeden düzlüğe ulaştığı yerde, biri büyük, diğeri küçük iki tepe üzerine kurulmuş zengin şehirlerden biridir. İlk ismi bastığı sikkeler üzerinde de görüleceği gibi Estvadiiys'tir. Antik dünyada en güçlü para Aspendos sikkesidir.

M.Ö. 7.yy. başlarında kurulan şehir, Perslerin, Attik Delos Deniz Birliği'nin, Büyük İskender'in, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerini tanımıştır. Evrimedon Çayı ağzındaki konumu ile önemli bir liman ve ticaret kenti olarak ünlenen Aspendos, mısır, gül ağacından yapılmış süs eşyaları, şarap, tuz ve at ticareti yapmıştır. Kent ayrıca antik dünyanın en iyi atlarını yetiştirmesi ile de ünlüdür.

Aspendos'taki eserler, Aşağı Kent Yapıları ve Yukarı Kent Yapıları olarak ikiye ayrılır. Yukarı Kent Yapıları arasında agora, bazilika toplantı yapısı, nymphaeum ve eksedra yer alır. Aşağı Kent Yapıları arasında ise tiyatro, stadion, hamamlar, su kemeri, tapınak ve nekropoller sayılabilir. Aspendos surlarının Helenistik Dönem de yapıldığı, sonraları Geç Roma ve Bizans Dönemlerinde birtakım onarımlar gördüğü bilinmektedir.

Aspendos'u sanat merkezi yapan yapıtların başında tiyatro gelmektedir. Aspendos Tiyatrosu antik dünyadan günümüze gelebilmiş en sağlam tiyatrodur. Küçük bir tepenin yamacına kurulmuş olan tiyatronun mimarı Aspendoslu Thedoros'un oğlu Zenon'dur. Kapasitesi 15.000 kişiliktir. En önemli özelliği sahip olduğu muhteşem akustiktir. Tiyatro Selçuklular döneminde kervansaray olarak kullanılmıştır. Sahne binasının bazı yerlerinde görülen beyaz sıralar üzerine zikzak motifleri Selçuklu Dönemine aittir. Tiyatronun cavea bölümü yarım daire planlı olup, geniş bir diazoma ile ikiye ayrılır. Üst caveanın arkasını 59 kemerden oluşan geniş bir galeri boydan boya çevirmektedir. Caveanın iki tarafında girişlerin üzerindeki özel localar imparatorluk ailesine ve ocak rahibelerine ayrılmıştır. Orkestradan itibaren yükselen oturma sıralarının ilki senatör, yargıç ve yabancı elçilere, ikincisi kentin ileri gelenlerine aittir. Kadınlar genellikle üst sıralarda, galerinin altındaki bölümde otururlardı. Geri kalan bölümler kentin tüm vatandaşlarına açıktır. Sahne tiyatronun en çarpıcı bölümüdür.

Konglemara bloklarından inşa edilen iki katlı fasadın alt katında aktörlerin sahneye çıkışlarını sağlayan beş kapı vardır. Orkestra düzeyindeki küçük kapılar vahşi hayvanların kapatıldığı dehlizlere aittir. Üst kattaki sütunlu cephe mimarisinin tam ortasında üçgen bir alınlık içinde tiyatroların kurucusu ve koruyucusu olan şarap tanrısı Dionysos'un bir kabartması işlenmiştir.

Sillion : Perge' nin kuzeydoğusunda, denizden 12 km. içerde, ova ortasında, yayvan biçimli yalçın ve yüksek bir tepe üzerinde kuruludur. Antalya-Alanya Karayolunun 29. km. sinde, Eski Yörük Köyü'nden sapıldığında 5 km. lik bir yoldan sonra antik kente varılır.

M.Ö. IV. yy. da kurulan ve Bizans Döneminde Psikoposluk merkezi olan kent Selçuklu çağlarını yaşamıştır. Tepenin hafif eğimli batı yönü Helenistik çağlardan kalma surlarla çevrilidir. Bu surları kuleler, kapılar ve kente çıkılan yollar tamamlamaktadır. Kentin kapısı tepenin batı yanındaki surlar üzerindedir. Tepenin çıkıldığında kuzeybatı yönünde ev kalıntıları, sokaklar, batıda Selçuklu Camii, Bizans Kilisesi ve sarnıç görünmektedir. Tepenin güneybatı eteğinde 8.000 kişilik tiyatro ve yanında odeon bulunmaktadır.

 
ACİL TELEFONLAR
YANGIN İHBAR 110 VERGİ DANIŞMA 189
HIZIR ACİL SERVİS 112 MİLLETLER ARASI KAYIT 115
ALO ZABITA 153 BİLİNMEYEN NUMARALAR 118
ALO TRAFİK 154 POSTA KODU DANIŞMA 119
POLİS İMDAT 155 TELEFON ARIZA 121
JANDARMA İMDAT 155 ANKESÖR ARIZA 122
ORMAN YANGIN 177 TELETEKS ARIZA 124
ALO VALİLİK 179 RADYO - TV ARIZA 124
İŞ VE İŞÇİ BULMA 180 KABLOLU TV ARIZA 126
SAĞLIK DANIŞMA 184 ŞEHİRLER ARASI KAYIT 131
ELEKTİRİK ARIZA 186 UYANDIRMA 133
SU ARIZA 185 TELEBİLGİ 135
CENAZE HİZMETLERİ 188 ÇAĞRI 144
    PTT DANIŞMA 161
 
GEREKLİ TELEFONLAR
ADLİYE Dumlupınar Bulvarı 0 242 237 10 10
AKDENİZ ÜN. HASTANESİ Dumlupınar Bul. Üniversite Kampusu  0 242 227 43 43
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ Akdeniz Üniversitesi Kampusu 0 242 227 59 82
BÖLGE TRAFİK Uncalı 0 242 345 41 19
BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ Işıklar Cad. 0 242 241 98 99
BÜYÜKŞEHİR DEFİN HİZ. Uncalı 0 242 227 12 22
BÜYÜKŞEHİR ZABITA Büyükşehir Belediyesi 0 242 241 19 41
DEVLET HASTANESİ Antalya 0 242 243 50 60
EMNİYET MÜDÜRÜ Çallı 0 242 345 41 00
HAVALİMANI Serik yolu 0 242 330 30 30
KEPEZ BELEDİYESİ Gazi Bulvarı 0 242 334 61 69
KONYAALTI BELEDİYESİ Akdeniz Bulvarı 0 242 259 09 21
MURATPAŞA BELEDİYESİ Aliçetinkaya Cad. 0 242 243 65 51
MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ  Antalya 0 242 243 29 31
OTOGAR Dumlupınar Bulvarı 0 242 331 12 50
SSK HASTANESİ Antalya 0 242 345 45 50
TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ TRT Cad. 0 242 243 15 87
VALİLİK Cumhuriyet Cad. 0 242 243 18 80
 
ŞEHİRLERARASI TELEFON ALAN KODLARI
ADANA 322 İSTANBUL (AVRUPA) 212 YOZGAT 354
ADIYAMAN 416 İSTANBUL (ANADOLU) 216 ZONGULDAK 372
AFYON 272 İZMİR 232 K.KIBRIS 392
AĞRI 472 KARABÜK 370    
AKSARAY 382 KARAMAN 338 ÇAĞRI-1 512
AMASYA 358 KARS 474 MOBİL - 1 522
ANKARA 312 KASTAMONU 366 MOBİL (SESLİ MESAJ) 527
ANTALYA 242 KAYSERİ 352 AYCELL 505
ARDAHAN 478 KIRIKKALE 318 TURKCELL 532
ARTVİN 466 KIRKLARELİ 288 TURKCELL 533
AYDIN 256 KIRŞEHİR 386 TURKCEL 534
BALIKESİR 266 KİLİS 348 TURKCELL 535
BARTIN 378 K.MARAŞ 344 TELSİM 542
BATMAN 488 KOCAELİ 262 TELSİM 543
BAYBURT 458 KONYA 332 TELSİM 544
BİLECİK 228 KÜTAHYA 274 TELSİM 545
BİNGÖL 426 MALATYA 422 TELSİM 546
BİTLİS 434 MANİSA 236 ARİA 551
BOLU 374 MARDİN 482 ARİA 552
BURDUR 248 MUĞLA 252 ARİA 553
BURSA 224 MUŞ 436 ARİA 554
ÇANAKKALE 286 NEVŞEHİR 384 ARİA 555
ÇANKIRI 376 NİĞDE 388 ARİA 556
ÇORUM 364 ORDU 452 ÜCRETSİZ ARANIR 800
DENİZLİ 258 OSMANİYE 328 TTNET SERVİS SAĞ. 822
DİYARBAKIR 412 RİZE 464 MESAJ SERVİSLERİ 900
DÜZCE 380 SAKARYA 264 TES UYDU-YER(TT) 562
EDİRNE 284 SAMSUN 362 TES UYDU-YER(TSK) 564
ELAZIĞ 424 SİİRT 484 GLOBAL STAR(GMPCS) 592
ERZİNCAN 446 SİNOP 368 GLOBAL STAR(GMPCS) 594
ERZURUM 442 SİVAS 346 GLOBAL STAR(GMPCS) 596
ESKİŞEHİR 222 ŞANLIURFA 414 Ş.ARASI ARAMA ÇIKIŞ 0
GAZİANTEP 342 ŞIRNAK 486 M.ARASI ARAMA ÇIKIŞ 0
GİRESUN 454 TEKİRDAĞ 282    
GÜMÜŞHANE 456 TOKAT 356    
HAKKARİ 438 TRABZON 462    
HATAY 326 TUNCELİ 428    
IĞDIR 476 UŞAK 276    
ISPARTA 246 VAN 432    
İÇEL (MERSİN) 324 YALOVA 226  
 
ÜLKE TELEFON KODLARI
AFGANISTAN 93 KUZEY KORE 850
ALMANYA 49 LAO DEM. HALK CUM. 856
AMERIKAN SAMOA 684 LESOTHO 266
ANDORRA 376 LETONYA 371
ANGOLA 244 LIBERYA 231
ANGUILLA 1264 LIBYA 218
ANTIGUA 1268 LIHTENSTAYN 423
ARJANTIN 54 LITVANYA 370
ARNAVUTLUK 355 LUBNAN 961
ARUBA 297 LUKSEMBURG 352
ASENSIYON 247 MACARISTAN 36
AVUSTRALYA 61 MADAGASKAR 261
AVUSTURYA 43 MAKAO 853
AZERBAYCAN 994 MAKEDONYA 389
BAE 971 MALAVI 265
BAHAMA 1242 MALDIV ADALARI 960
BAHREYN 973 MALEZYA 60
BANGLADES 880 MALI 223
BARBADOS 1246 MALTA 356
BATI SAMOA 685 MARIYAN ADALARI 1670
BELCIKA 32 MARSAL ADALARI 692
BELIZE 501 MARTINIK 596
BENIN 229 MAYOTTE ADL 2696
BERMUDA 1441 MEKSIKA 52
BEYAZ RUSYA 375 MERKEZI AFRIKA CUM. 236
BOLIVYA 591 MIKRONEZYA 691
BOSNA HERSEK 387 MISIR 20
BOTSVANA 267 MOGOLISTAN 976
BREZILYA 55 MOLDOVYA 373
BRUNEY 673 MONACO 377
BULGARISTAN 359 MONTSERRAT 1664
BURKINA FASO 226 MORIS ADALARI 230
BURMA 95 MORITANYA 222
BURUNDI 257 MOZAMBIK 258
BUTAN 975 NAKHODKA 7
CAD 235 NAMIBYA 264
CEBELITARIK 350 NAURU ADASI 674
CEK CUM. 420 NEPAL 977
CEZAYIR 213 NIJER 227
CIBUTI 253 NIJERYA 234
CIN 86 NIKARAGUA 505
DANIMARKA 45 NIUE ADALARI 683
DIEGO GARSIA 246 NORFOLK ADALARI 672
DOMINIK 1767 NORVEC 47
DOMINIK CUM. 1809 OZBEKISTAN 998
EKVATOR 593 PAKISTAN 92
EKVATOR GINE 240 PALAU 680
EL SALVADOR 503 PANAMA 507
ENDONEZYA 62 PAPUA YENI GINE 675
ERITRE 291 PARAGUAY 595
ERMENISTAN 374 PERU 51
ESTONYA 372 POLONYA 48
ETIYOPYA 251 PORTEKIZ 351
FALKLAND ADL. 500 PORTO RIKO 1787-1939
FAROE ADALARI 298 REUNYON 262
FAS 212 ROMANYA 40
FIJI 679 RUANDA 250
FILDISI SAHILI 225 RUSYA FEDERASYONU 7
FILIPINLER 63 SAKHALIN 7
FILISTIN 970 SAN MARINO 378
FINLANDIYA 358 SAO TOME & PRINCIPE 239
FRANSA 33 SENEGAL 221
FRANSIZ GUYANASI 594 SEYSEL 248
FRANSIZ POLINEZYASI 689 SIERRA LEONE 232
GABON 241 SILI 56
GAMBIA 220 SINGAPUR 65
GANA 233 SLOVAK CUM. 421
GINE 224 SLOVENYA 386
GINE BISSAU 245 SOLOMON ADALARI 677
GRENADA 1473 SOMALI 252
GRONLAND 299 SRI LANKA 94
GUADALUP 590 ST. MARTEN 5995
GUAM 1671 ST.HELENA 290
GUATEMALA 502 ST.KITTIS & NEVIS 1869
GUNEY AFRIKA CUM. 27 ST.LUCIA 1758
GUNEY KORE 82 ST.PIYER & MIKELON 508
GURCISTAN 995 ST.VINCENT & GRENADA 1784
GUYANA 592 SUDAN 249
HAITI 509 SURINAM 597
HINDISTAN 91 SURIYE 963
HIRVATISTAN 385 SUUDI ARABISTAN 966
HOLLANDA 31 SVAZILAND 268
HOLLANDA ANTILLERI 599 TACIKISTAN 992
HONDURAS 504 TANZANYA 255
HONGKONG 852 TATARISTAN 7843
INGILIZ VIRJIN ADL. 1284 TAYLAND 66
INGILTERE 44 TAYVAN 886
IRAK 964 TOGO 228
IRAN 98 TOKELAN 690
IRLANDA 353 TONGA 676
ISPANYA 34 TRINIDAD & TOBAGO 1868
ISRAIL 972 TUNUS 216
ISVEC 46 TURKIYE 90
ISVICRE 41 TURKMENISTAN 993
ITALYA 39 TURKS & CAICOS ADL. 1649
IZLANDA 354 TUVALU 688
JAMAIKA 1876 U.S. VIRJIN ADASI 1340
JAPONYA 81 UGANDA 256
KAMBOCYA 855 UKRAYNA 380
KAMERUN 237 UMMAN 968
KANADA 1 URDUN 962
KAP VERD 238 URUGUAY 598
KATAR 974 VALLIS FUTUNA ADALARI 681
KAYMAN ADALARI 1345 VENEZUELA 58
KAZAKISTAN 7 VIETNAM 84
KENYA 254 YEMEN ARAP CUM. 967
KIRGIZISTAN 996 YENI HEBRITLER 678
KIRIBATI 686 YENI KALEDONYA 687
KOLOMBIYA 57 YENI ZELANDA 64
KOMOR ADALARI 2697 YUGOSLAVYA 381
KONGO CUM. 242 YUNANISTAN 30
KONGO DEM. CUM. 243 ZAMBIYA 260
KOSTA RIKA 506 ZANZIBAR 259
KUBA 53 ZIMBABVE 263
KUK ADASI 682
 

Antalya Mutfağı sebze ağırlıklı yapısının yanında deniz ürünleri ve c vitamini deposu narenciye çeşitlerinden yapılan reçelleri ile ünlenmiştir.

Birçok özel yemeği bulunuyor. Taratorlu Piyaz, Laba, Hibeş, Saç kavurması, Tandır Kebabı, Arap kadayıfı...

Greyfurt, limon, portakal, bergamot, turunç ve benzeri narenciye ürünlerinin yanında, patlıcan, karpuz ve incirden de yapılan reçel çeşitleri bulunuyor.

Akdeniz'in bu güzel kentinde deniz ürünlerinin yeri ayrı... Taze balıkların, ahtapotun, kalamarın, midyenin lezzetini unutamayacaksınız.

Ayrıca, bir turizm başkenti olma yolunda hızla ilerleyen Antalya'da çeşitli otel ve restoranlarda dünya mutfaklarının eşsiz lezzelerini de bulmanız mümkün. İtalyan mutfağı, Fransız mutfağı, Çin mutfağı...

YEMEDEN DÖNMEYİN...

BERGAMUT ÇAYI

Bergamut meyvesinin kabuklarından yapılan bergamut tozu, siyah çayın içine karıştırıldığında dünyaca ünlü “early greay” çayı elde edilir.


ANTALYA PİYAZI

MALZEMELER:

2 su bardağı Kuru fasulye
2-3 çorba kaşığı Tahin
2 çorba kaşığı Sirke
2 tatlı kaşığı Tuz
1 demet Taze soğan (kıyılmış)
2 tatlı kaşığı Pul biber
4 diş Sarmısak (ezilmiş)
2 adet Limon
2 kahve fincanı Zeytinyağı
2 adet Haşlanmış yumurta
1/2 demet Maydanoz
2 adet Domates

YAPILIŞI:

Fasulyeleri akşamdan sabaha tuzlu su içinde bekletiniz. Şişsinler. Fasulyelerin fazla beklemeden pişmesini istiyorsanız tuzlu bol su içinde beş dakika kaynatınız. Kaynama suyunun içinde 1 saat bekletiniz. Şişmiş fasulyeleri orta ateşte tuzlu bol su içinde yaklaşık 20 - 25 dakika ön haşlamaya tabi tutunuz. Haşlama suyunu dökünüz. Yıkayıp tekrar tencereye koyunuz. Fasulyeleri ikinci kez, yarık yarık olup iyice pişinceye, tencerede çok az haşlama suyu kalıncaya kadar haşlayın ve soğumaya bırakın. Pişmiş fasulyelerden 2 ile 3 çorba kaşığı kadarını alın. Çukur bir kaba koyun. Çatalla iyice ezin ve üzerine sarmısak dişlerini, tahini, limon suyunu, sirkeyi, tuzu, zeytinyağını katın. Tüm malzemeleri güzelce karıştırıp tenceredeki fasulyelerin üzerine döküp harmanlayın. Tenceredeki fasulyeleri çukurca bir servis tabağına aktarın. Üzerine kıyılmış taze soğan ve maydanozu, pul biberi katıp karıştırın. Domates dilimleri, ikiye bölünmüş haşlanmış yumurta ile süsleyip servis yapın.


GRİDA BUĞULAMA

MALZEMELER:

1 adet Grida
4 adet Patates
2 adet Havuç
2 tatlı kaşığı Tuz
2 adet Yumurta sarısı
1,5 çorba kaşığı Un
1/2 demet Maydanoz sapı
5-6 adet Tane karabiber
3 çorba kaşığı Tereyağı
2 adet Defne yaprağı
1 adet Limon

YAPILIŞI:

Büyük bir tencereye yaklaşık 8-10 bardak su koyunuz ve orta ateşte kaynamaya bırakınız. Kaynayan suya ayıklanmış ve kuşbaşı doğranmış patateslerle havuçları, defne yapraklarını, tane karabiberleri, iplikle bağlanmış maydanoz saplarını, tuzu katınız. Yaklaşık 20-25 dakika kaynattıktan sonra tencereye iç organları ve galsamaları ayıklanmış grida balığını bütün olarak koyunuz. Tencereyi kapağı açık, kısık ile orta ateş arası ateşte pişirmeye bırakınız. Yaklaşık 10-15 dakika sonra kolayca çatal batacak kadar piştiğinde grida balığını tencereden, servis tabağına bütün olarak alınız. Bu sürede patates ve havuçların pişmiş olmaları gerekmektedir. Pişmemişlerse kaynatmayı sürdürünüz. Patatesler ve havuçlar piştiğinde terbiyeyi hazırlayınız. Bunun için çukur bir kapta yumurta sarılarını, unu, limon suyunu çırpınız pütürsüz bir bulamaç elde ediniz. Azar azar kaynar haşlama suyundan katıp karıştırarak terbiyeyi ılıklaştırınız. Tencerdeki bağlı maydanoz saplarını çıkartıp atınız. Hazırladığınız terbiyeyi bir yandan tel süzgeçten geçirerek azar azar, haşlama suyuna katarken öte yandan karıştırınız. Bir taşım kaynattıktan sonra ocağın altını kısınız. Un kokusu gidip çorba kıvamını bulununca, ocağın altını kapatınız. Hem haşlanmış gridayı, hem çorbayı birlikte sofraya veriniz. İki türlü servis şekli vardır. Birincisinde tabaklara alınan çorbanın içine parçalanmış lop grida etleri konur. İkincisinde önce çorba içilir. Sonra haşlanmış grida üzerine zeytinyağı, limon gezdirilerek servise verilir. Pişirme yöntemi haşlama olmasına rağmen yöre halkı adına grida buğulaması demektedir.

 


KARPUZ KABUĞU REÇELİ


MALZEMELER:

1 kg. Kalın karpuz kabuğu
1 su bardağı Sönmüş kireç
1 paket Limon tuzu
1 çay kaşığı Şerbet boyası
2 kg. Şeker
1 çorba kaşığı Karanfil
1 adet Limon

YAPILIŞI:

Karpuz kabuğunun içinin kırmızı kısmı, dışının yeşil kısmı kalmayıncaya kadar soyulur. 3 - 4 cm. çapında karelere bölünür. İsterseniz arzu ettiğiniz şekli vererek de bölebilirsiniz. Sönmüş kireç sulandırılır, içine kesilen karpuz kabukları atılıp 15-20 dakika bekletilir. Kireçli sudan çıkarılan karpuz kabukları bol suda iyice yıkanır. Bir tencereye su konup içinde yıkadığımız kabuklar haşlanır. Kabuklar yumuşayıncaya, çataldandüşünceye kadar iyice kaynatılır. Tencere ateşten indirilip karpuz kabukları içinden alınıp süzülür. Bir başka tencerenin içine konan haşlanmış kabukların üzerine karanfil ve toz şeker konulup örtülür. Böylece 8 - 10 saat bekletilir. Bekleme süresi bitince orta hararetli ateş üzerinde kabuklar kaynatılır. Kaynamaya başlayınca içine limon tuzu, limon suyu ve şerbet boyası ilave edilir. Reçel kıvama gelince köpükleri alınıp kavanozlara konur. Soğuyunca kavanozların ağzı kapatılır.


TURUNÇ REÇELİ

MALZEMELER:

1 kg. Turunç
6 su bardağı Şeker
1 Yumurta akı
1 çay kaşığı Limon tuzu veya 1 adet limon
 3 su bardağı Su

YAPILIŞI:

Büyükçe bir tencerede şekeri, suyu, limon suyunu karıştırın. Tencereyi ateşe koyun. Yumurta akını bir fincan su ile çırpın. Tencereye ilave edin. Tencerenin üzerine biriken köpüğü, delikli kepçe ile alın. Bu arada, turunç kabuklarını rende ile iyice alın. Büyükçe bir tencerede bolca su ile beş dakika kaynatın. Süzün. Tekrar sıcak suyla ateşe koyup beş dakika daha kaynatın. Tekrar süzün. Yine sıcak su ile yumuşayıncaya kadar kaynatın. Süzüp beş dakika soğuk suda bekletin. Turunçları kuşbaşı ve yuvarlak istediğiniz şekilde doğrayın. Kıvamı gelmiş şuruba atın. Şurubun kıvamı şöyle anlaşılır. Şuruptan bir kaşık alın, ılıtın. Parmağınızla bir miktar alın. İki parmağınızın arasındaki şurup, parmağınızı açıp kapatırken tel tel oluyorsa kıvama gelmiş demektir. Turunçlar şurubun içinde bir süre kaynatılıp kıvama gelince ateşten alınır. Köpüğü temizlenir. Ilıyınca kavanozlara doldurulur. Kavanozlarda hiç boşluk bırakılmaz.

 

Müzelerin Ziyaret Saatleri ve İletişim Bilgileri

     
Antalya Müzesi
Konyaaltı Caddesi
Tel : (0242) 238 56 88
Faks : (0242) 238 56 87
Pazartesi dışında her gün 1 Ekim-30 Nisan: 08.30-12.30 / 13.30-17.30; 1 Mayıs-30 Eylül: 09.00-18.00
  Alanya Arkeoloji Müzesi
Saray Mahallesi Hilmi Bağcı Caddesi, Alanya
Tel : (0242) 513 12 28
Faks : (0242) 513 71 16
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00 / 13.30-17.30 saatlerinde ziyarete açıktır.
     
Atatürk Müzesi

Haşim İşcan Mahallesi, Atatürk Caddesi
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00/13.30-17.30 saatlerinde ziyarete açıktır.
  Alanya Atatürk Evi Müzesi
Şekerhane Mahallesi Anzaklar Sokak, Alanya
Tel : (0242) 513 12 28
Faks : (0242) 513 71 16
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00 / 13.30-17.30
     
Side Müzesi
Side, Antalya
Tel : (0242) 753 10 06
Faks : (0242) 753 27 49
Pazartesi günleri dışında her gün ziyarete açıktır
  Kızılkule Etnografya Müzesi
İskele Meydanı, Alanya
Tel : (0242) 513 12 28
Faks : (0242) 513 71 16
Pazartesi dışında her gün 08.00-12.00 / 13.30-17.30
 
Vehbi Koç Vakfı
Özel Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi
Barbaros Mahallesi Kocatepe Sokak No: 25 Kaleiçi
Tel : (0242) 243 42 74
Faks : (0242) 243 80 13
E-Posta: aked@org.tr
Web Adresi: www.akmed.org.tr
Çarşamba günleri dışına her gün Haziran-Eylül aylarında 09.00-12.00/14.00-19.30, diğer aylar 09.00-12.00/13.00-18.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
 

Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde "Türk Rivierası " adını almıştır. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz'in en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir. 630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.

Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiye'nin en önemli Turizm Merkezi olan Antalya, Aspendos Opera ve Bale Festivali, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathlon , Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb. etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

İLÇELER:

Antalya ilinin ilçeleri; Akseki, Alanya, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradı , Kale, Kaş, Kemer, Korkuteli, Kumluca, Manavgat ve Serik'tir.

Akseki: Alanya'dan sonra Antalya ilinin en eski ilçesi olan Akseki Torosların yapısına uygun engebeli ve dağlık bir görünüme sahiptir.

Antalya ili ve çevresinde son yıllarda görülen turizm alanındaki gelişmelere paralel olarak, Akseki ilçesinde turizm faaliyetleri gelişmektedir. Avcıların ve turistlerin uğrak yeri olan Akseki, "KARDELEN ÇİÇEĞİ' nin ana yurdudur. Kış aylarında Kardelen Çiçeğini görmek için yerli ve yabancı turistler ilçeyi ziyaret eder.Giden Gelmez Dağları, dağ keçisi koruma ve av sahası avcıların ücretli olarak devamlı avlanacağı yer olup, Sinan hoca ve Gümüşdamla köylerinde kurulan alabalık üretme tesisleri avcıların ve turistlerin uğrak yerleri arasındadır.

Göktepe Yaylası, Çimi Yaylası, Irmak Vadisi son aylarda keşfedilen 340 metre derinliğindeki Bucakalan Mağarası, ilçe merkezindeki Ulu Camii ve Medresesi görülmeye değer diğer eserlerdir.

Elmalı: Likya bölgesi içerisinde yer alan Elmalı'nın kesin kuruluş tarihi bilinmemektedir. Doğuda Semahöyük yakınlarında Karataş'ta , batıda Beyler Köyü yakınındaki Beyler köyünde yapılan kazılar bölgenin bronz çağından bu yana iskan edildiğini göstermektedir.

Höyükler: Şehre bağlı köylerde üç höyük bulunmaktadır. Bunlardan ilki şehrin batısındaki Müğren Köyü'ndeki höyüktür. Arkeolojik yüzey araştırmaları burada çeşitli uygarlıklara ait izler olduğunu göstermektedir. Yine batıda Semahöyük Köyü'nde bulunan ikinci höyüğün üstünde Osmanlı ve Türk mezarlığı bulunduğu için bugüne kadar araştırma yapılmamıştır. Üçüncü ve en büyük höyük ise şehrin güneyinde, Elmalı - Kaş yolu üzerinde, Beyler Köyündeki Beyler Höyüğüdür. Bu höyükte yapılan kazılarda, bronz çağından bu yana devamlı bir yerleşimin izleri görülmektedir. Kazılarda çıkarılan arkeolojik buluntular Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.

Tümülüsler : Şehrin doğusunda, Elmalı'ya 6 km. uzaklıktaki Bayındır Köyü yakınlarındadır. Yan yana duran birkaç tümülüsten birinde yapılan kazılarda M.Ö. 7. yy.a ait buluntulara rastlanmıştır. Antalya Müzesi'nin özel bir bölümünde sergilenen bu buluntular bölgenin bu dönemdeki yaşamından kesitler vermektedir.

Anıt Mezarlar Bilinen iki anıt mezar vardır. Bunlardan ilki Karaburun diğeri ise Kızılbel'dedir . Antalya - Elmalı yolu üzerindeki Karaburun Kral mezarı odasının duvarları av ve savaş sahnelerinden oluşan fresklerle süslüdür. Kızılbel mezar anıtı ise şehrin batısında Elmalı - Yuvayol yolu üzerindedir. Kalker bloklardan oluşmuş bir odadan ibarettir.

Define: 1984 yılında Antalya - Elmalı yol çizgisinin hemen kuzeyinde, Kral Mezarı ile Gökpınar Köyü arasında bulunmuştur. 190 adet gümüş antik sikkeden oluşan bu define antika kaçakçıları tarafından Amerika'ya kaçırılmıştır. Halen özel bir kişinin malı olarak Boston Museum Fine Arts'da bulunmaktadır. Yeryüzünün en kıymetli antik sikkesi olarak nitelenen Atina Decadrachmeleri (14 adet, her biri 600.000$) bu büyük define yer almaktadır.

Camiler: İlçede yer alan Selçuklu Camii, Kütük Camii, Sinan-ı Ümmi Camii, Ömer Paşa Camii ve Külliyesi kentin görülmeye değer eserleridir.

Korkuteli: Antalya'ya 67 km. uzaklıktadır. Korkuteli'nin 3 km batısında, bugün yalnız kapısı ayakta kalan Alaaddin Camii ve yine aynı yörede, 1319'da Hamidoğulları'ndan El Emin Sinaeddin tarafından yaptırılan ve aynı adla anılan Selçuklu Medresesi görülebilir.

Gündoğmuş: Antalya'ya 182 km. mesafedeki Gündoğmuş ilçesinde pek çok antik kent kalıntısı bulunmaktadır. Güzel Bağ Bucağı'nın kuzeyinde 7 km. mesafede ve halen kazı yapılmamış olan Ayasofya Şehri, Gündoğmuş şehir merkezinin güney-batısında ve şehre 7 km. mesafede Sumene mevkisinde, Asar Harabeleri, Senir Köyü' nün doğusunda 2 km. mesafedeki Kese Mevkiindeki harabeler, Gündoğmuş Şehir merkezinin güney-batısında ve şehre 11 km. mesafedeki Gedfi Harabeleri önemli antik kent kalıntılarıdır.

İlçe merkezindeki Cem Paşa Camii, Gündoğmuş/Pembelik Köyü arasında ilçe merkezinin doğusundaki, 15 km. mesafedeki Sinek Dağı'nın tepesindeki harabeler, Alanya/Konya Kervanyolu , Gündoğmuş/ Antalya karayolu üzerinde Taşağır mevkisinde Kazayir Şehri Harabeleri diğer görülebilecek eserlerdir.

Gazipaşa: Antalya'ya 180 km. mesafedeki Gazipaşa, 10 km. uzunluğundaki kumsalı, orman kaplı alanları, turkuaz mavisi koyları, doğal güzellikleriyle şirin bir ilçedir. İskele, Koru ve Kahyalar plajlarının bulunduğu kumsallar, Caretta Caretta kaplumbağalarının önemli bir üreme merkezidir. Bugüne kadar bakir kalmış Gazipaşa, konaklama, dinlenme tesisleri, tarih ve doğa güzellikleri, yapımı süren havaalanı ve yat limanı ile gözde bir turizm merkezi olma yolunda ilerlemektedir.

Antik Kentler

Antiocheia Adcragum : Gazipaşa ilçesinin doğusunda, 18 km. uzaklıktaki Güney Köy sınırları içerisindedir. Kentin adı Kommagene Kralı 4. Antiochus'dan gelmektedir. Kalesi, sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı, kilise, kentin nekropol alanı kalıntıları bulunmaktadır. Kentin nekropolünde bölgeye özgü beşik tonozlu, ön avlulu anıtsal mezarlar oldukça iyi korunmuştur.

Adanda- Lamos : Antik kent, Gazipaşa ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır. Bugünkü Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağın zirvesinde kurulmuştur. Kent surlarla çevrilidir. Kentin giriş kapısının güneyinde, büyük bir kule bulunmaktadır. Kentin diğer kalıntıları arasında doğal kayaya oyulmuş çeşme ve iki adet tapınağı sayabilir. Bu kentin nekropolünde de blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler önemli kalıntılar arasındadır. Kalıntılar, dağlık Klikya bölgesinin kültürünü ve sanatını en iyi şekilde yansıtmaktadır.

Nephelis : Antik kente ulaşım, Gazipaşa-Anamur 12. km.'sinden sonra Muzkent Köyünün içinden geçerek güneye sapan yaklaşık 5 km. stabilize bir yol ile sağlanmaktadır. Kent, akropol ve doğu-batı boyunca uzanan kalıntılardan oluşmaktadır. Kentin ayakta kalabilmiş yapıları Orta Çağ Kalesi, Tapınak Odeon Sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır.

Selinus : Gazipaşa Plajının bulunduğu Hacımusa Çayının güneybatısındaki yamaçlarında yer alan antik Selinus kenti, dağlık Klikya bölgesinin en önemli kentlerinden biridir. Kentin akropolü tepeye kurulmuştur. Tepe üzerindeki Orta Çağ Kalesinin sur duvarları ve kuleleri oldukça iyi korunmuştur. Akropol, içerisindeki kilise ve sarnıç günümüze kadar gelebilmiş önemli yapılardandır.Kentin diğer yapıları hamamlar, agora, İslami Yapı (Köşk), su kemerleri ve nekropol'dur . Alanya Müzesindeki ostoteklerin çoğunluğu Selinus Nekropolünden getirilmiş olup, burada ostotek atölyesinin varlığını sürdürmektedir.

Kumluca: Alakır Çayı ile Gavur deresinin dağlardan sürükleyip getirdiği alüvyonlu bir ovada yeralan Kumluca Finike ve Elmalı İlçeleri ile çevrelenmiştir. Kumluca sahil boyunca plajlar, konaklama tesisleri ve koylara sahiptir. Kumluca'nın 27 km. kuzeyinde yeralan Altınkaya yaylası, Alabalık üretme çiftliği, Sedir Ormanları ve bol suları olan güzel bir yayladır. Korydalla ve Olympos Antik kentleri Kumluca ilçesi sınırlarında yer almaktadır.

Alanya: Alanya, geniş plajları, tarihi eserleri, modern otel ve motellerin sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil merkezidir. Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadası'nın üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir. Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.

Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır. Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarası'nı gezmeniz gerekir. Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır. Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.

Alanya'nın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir. Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş, deniz, kum cennetidir.

Finike: Finike, Antalya iline bağlıdır. Portakalları ile ünlü Finike tarihle, doğa ve denizin birleştiği bir turizm beldesidir. Portakalları ile tanınan kent, Limyra kenti kalıntıları ve Arykanda antik kenti kalıntıları ile ilgi görmektedir.

Kaş: Likya'nin önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik Döneme ait kentler ve tarihsel degerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdeniz'in derinlerde yarattığı heyecanlari doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu 'kano turları', ekolojik uyumun keşfedildiği 'doğa yürüyüşleri'; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz rengli suların manzarasına süzülen 'yamaç paraşütü'; Akdeniz'de değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak 'Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaş'ın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm merkezleri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm merkezlerinden oluşan renkli yelpazesi" ile düşsel bir mekandır.

Manavgat: Antalya İline bağlı olan Manavgat tarih ve doğanın içiçe girdiği her türlü turizm aktivitesinin yapılabildiği bir turizm merkezidir.

Serik: Antalya'nın ilçesi olan Serik, önemli Pamfilya kenti olan Aspendos'u barındırmaktadır. Günümüze kadar bozulmadan ulaşan, mükemmel akustiğe sahip Aspendos Tiyatosu , bugün önemli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır.

Kale ( Demre ): Antalya, iline bağlı olan Kale Noel Baba' nın yaşadığı yer olarak önemli bir inanç turizmi beldesidir.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

 

Antalya KemerAntalya'nın Turistik Özellikleri
Antalya;çağlayanları,doğal plajları,zengin tarihi eserleriyle,fuarlarıyla,dört mevsimde de turist cennetidir. Bir başka deyimle; Turizmin başkentidir. Lara ve Konya altı Antalya ili sahillerinin başlıca plajlarındandır. Antalyada kar yağmadığı gibi kışın bile denize girilebilir günlerin sayısı oldukça fazladır. Yazın aynı anda hem denize girebilmeniz hemde Saklı kent'de kayak yapmanız mümkündür.

Şehrin Doğusunda bulunan Konya altı plajı çakıl, Batısında bulunan Lara plajı ise kumdur. Tatile gelenler gündüz deniz ve güneş gece eğlence ile 24 saati dolu dolu yaşama imkanına sahiptir. Plajlarda düzenlenen gece eğlencelerinde sahilde ateş yakılır,havai fişekler atılır. Çeşitli yarışmaların yanı sıra müzik ve dans vazgeçilmezlerdendir. Dedeman Oteli'nin bünyesinde bulunan Aquapark küçüklerin olduğu kadar büyüklerinde ilgi odağıdır. Antalya'nın ulusal parkı Termesos, kayak merkezi Saklı kent, Beş konak' taki doğa harikası Köprülü Kanyon, M:S:11 yüzyılda yapılmış olan Belkıs ( aspendos ) açık hava tiyatrosu, Olimpos ve yumurtalarını bırakmaya gelen Carette carettaları, Çıralıda bulunan Yanar taşı, Demre' deki Noel Baba Mezarını, Alanya'daki Kızıl Kule, Damla taş, Bel dibi, Kara in mağaraları ile Altın beşik görülmeye değer turistik yerlerdir. Sanat' ada katkısı olan Antalya da her yıl Altın Portakal Film Festivali düzenlenmektedir. Antalya'nın belediyesi borcu olmayan tek zengin belediye ünvanına sahip tir. Bunuda topladığı vergiler ile başarmaktadır.( Son senelerde yapılan yatırımlarla bu ünvanını elinden kaptırmıştır) Hak aramak için gidilen Adliyesi ise manzaralı olarak en güzel yerde yapılandırılmış olup sanki moralleri düzeltmek için planlanmış gibi yükselip güven verir. Büyük şehir Belediyesi halkı bilinçlendirmek için,çeşitli forumlar düzenler meslek kursları açar. Bu kurslar iş ve elemen bulmayı kolaylaştırır .Bu Kursları Antalya Ticaret Odası,Halk eğitim Merkezi, ve Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte düzenlemektedir..Sayısız yurttaş bu hizmetlerden yararlanmaktadır. Bu etkinlikleri vermiş olduğu ilanlarla duyurmaktadır. İş imkanı olarak Turizm Acentaları, Seyahat Acentaları, Oteller, Tatil köyleri, Fabrikalar başlıcalarıdır. Halkın büyük bir kısmı ise Seracılık ile geçimini sağlar. Endüstri şehri diyemeyiz Antalya için. Buna karşılık Lüks Otel,Pansiyon,Apart Otel ve Araba Kiralama ( Rent A Car ) sektörleri kendilerini oldukça geliştirmişlerdir. Seracılıkta da modern yapılanmalar göz ardı edilemez. Antalya'nın seralarında yetiştirilen ürünler tüm Anadolu'ya dağıtılmaktadır. Antalya Sebze Meyve Hali yurdun sebze ve fiyatların yükselmesi Ya da düşmesine katkıda bulunduğundan bir çeşit Borsa gibidir. Antalya'nın yat limanı kale içindedir. Burada yatlarla çeşitli geziler düzenlenir. Bunların içinde Düden'in denize dökülüşünde çevresinde oluşan gök kuşağı görülmeye değer güzelliklerindendir. Kale içi Antalya'nın kalbinin attığı yerdir. Buram buram tarih kokar. Devletin sit alanı içinde bu yapılar tarihi dokularını bozmadan restore edilmesine izin vermektedir. Burada iş mimarlarımıza düşüyor. Kale içini gezerken mimarisi doğa güzelliği sizi alıp geçmişe götürür. Denizle doğanın muhteşem aşkını burada görmeniz mümkündür. Tatil için Antalya'yı seçenler ulaşımı kara,hava ve deniz yolu ile yapabilirler. Terminali,limanı ve hava alanı seyahat sonunda yorgunluğunuzu atacak donanımdadır. Seyahatlerini trenle yapmayı düşünenler için plan değişikliği yapmaları gerekecektir. Çünkü Antalyada demir yolu ağı yoktur. Bilgisayar hayatımıza büyük kolaylıklar getirmiştir. Aradığımız,öğrenmek istediğimiz her şeyi web sayfalarından sadece tıklatarak karşımıza getirme imkanı sunmuştur. Bulunduğumuz şehrin haritası , nerede yer aldığımızı hatta kendi oturduğumuz evimizi bile görmemiz mümkün. Yapacağımız seyahatlerde hava alanı ya da hava limanı olup olmadığını uçak şirketlerini,otellerini,apartlarını, Devlet dairelerini,okullarını,üniversitelerini sağlık sorunlarınızı nasıl karşılayacağınızı ve aradığınız tüm sorularınıza cevap verecek nitelikte ve kolaylıktadır .Bu sayfaya girişte size telefon numaraları ile ilgili rehber hazırlanmıştır.Bu rehberi kullanarak istediğiniz numarayı kolayca bulabilirsiniz. Ayrıca bu rehberde yer almak istiyorsanız lütfen mail atın. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Devlet memurları ve emeklilerin sağlık sorunlarına büyük ölçüde cevap vermektedir. Burada modern araç ve donanımı ile sayılı Tıp Fakülteleri arasında yer almaktadır. Tıp merkezi Ya da Devlet hastahanesinde işimiz bitince sıra eczane'den ilaç almaya gelir ki buda hiç zor değildir. Üniversite ve Devlet hastahanesi çevresinde sayısız eczane yer almaktadır. Eğitimde de Antalya ilk sıralardaki yerini korumaktadır. Antalya Koleji,Başar Koleji,Akev Koleji, Ted koleji,Avrupa Koleji hatta Rus Koleji yanı sıra çok başarılı Devlet okulları,İlköğretim okulları,Antalya Lisesi, Çağlayan Lisesi, Gazi Lisesi, Karatay Lisesi Anadolu Liseleri bilgi meşaleleridir. Denizi güneşi tabii güzellikleri tarihi dokusu yurt dışından Antalya'ya ilgiyi arttırmış hatta buraya yerleşebilmek için mülk alan yabancıların sayısı tapu kayıtlarında oldukça fazladır. Antalya ile ilgili yerli ve yabancı basında haberler yayınlanmaktadır. Antalya ile ilgili haberler ilin ve ilçelerin turizm kaynağını iyi yada kötü etkilemektedir. Umarız bu haberleri olumsuz yönde duymayız Antalyada ençok göreceğiniz bir başka şeyde keçileridir. Keçi ticareti yadsınmayacak kadar çoktur. Keçileri İnatçı olsa da insanları mülayimdir. Nede olsa Akdeniz insanı sıcak kanlı olur. Sevecendir. Bunu Unutmayalım.

 Antalya Akseki

 

 

 

Antalya'nın Tarihi Özellikleri

Antalya ili tamda bir açık hava müzesidir. Hangi yöne baksanız nereyi gezseniz bir veya Birkaç tarihi eser çıkacaktır. Şehrin önemli caddesinden birinde Üç kapılar Hadrianus kapısını görmeniz, Cumhuriyet Meydanını gezerken Kale kapısı, Yivli minare, ilin muhteşem parkı Kara Ali oğlu parkını gezerken Kesik Minare v.b. bir çok eserle iç içe dolaşırsınız. Tarihlerin yazdığına göre dünyanın ilk Birleşik Cumhuriyeti bu şehirde kurulmuştur. Buraya ilk yerleşenler Orta Asya'dan Batıya göç eden Türklerle, Etilerdir. İlk çağlarda adı Pamfilya'dır.


Antalya Finike

 

 

 

Antalya'nın Coğrafi Özellikleri

Nüfus : 1.719.251
Yüzölçümü : 20.723 km²
Komşu İller : İlin güneyinde Akdeniz, doğusunda İçel, Konya ve Karaman, kuzeyinde Isparta ve Burdur, batısında ise Muğla illeri vardır.

İl arazisinin ortalama olarak %77.8'i dağlık, %10.2'si ova, %12'si ise engebeli bir yapıya sahiptir. İl alanının 3/4'ünü kaplayan Torosların birçok tepesi 2500-3000 metreyi aşar. İlin her yerinde Akdeniz iklimi hüküm sürmektedir. Yazlar alabildiğine sıcak Kışlar ılıktır. En büyük akarsuları Aksu, Manavgat ve Düden'dir. Düden şehrin yakınlarında 7 kola ayrılarak çağlayanlar halinde denize dökülür. Bu çağlayanların en yükseği 60m'dir.Bütün ilde büyüklü küçüklü 36 çağlayan vardır. Antalya'nın ilçeleri ise Merkez, Gazipaşa, Alanya, Manavgat, Serik, Kemer, Kumluca, Finike, Kale, Belek, Kaş, Gündoğmuş, Akseki, İbradı, Korkuteli, Elmalı, Göynük, Tekir ova, Side'dir. İl merkezi olan Antalya şehri Antalya Körfezi kıyısındadır. Antalya ovası Toros'ların eteklerinden inince bir düzlük haline gelerek, şehrin kıyıksında denizle birleştiği noktada 20-30 metre yükselerek dik yarlar meydana getirir. Bu yarlar şehrin önünde geri bir girinti çizerek,denizi doğal bir liman haline getirir. Yarlardan biri şehrin orta kesiminde bir uçurumu andırır. Buraya Kadın yarı derler. Teke beyleri günah işleyen kadınları bu uçurumdan atarak cezalandırırlarmış. Şehrin çevresi baştan başa portakal bahçeleri ile kuşatılmıştır. Endüstri olarak sayabileceğimiz Kereste, Un, Çeltik, Pamuklu Dokuma Fabrikaları ile Ferro-Krom Tesisleri vardır. Enerji Hidro Elektirik tesisleri ile sağlanır. Bolca doğal su kaynakları sayesinde su şişeleme fabrikaları kurulmuştur. 1980 Yılından sonra hızla turizme soyunan Antalya şimdilerde 500 kilometrelik sahil şeridiyle, Turizmin başkenti olmuştur.

  Antalya Manavgat

 

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
Powered by Tags for Joomla

Firma Katagorileri

Antalya Firmaları | Phaselis Antik Kenti | Enformasyon Ofisleri | 4. sınıf yazılı soruları | 5. sınıf yazılı soruları |
ilkokuma | ilkokuma Oyunları | proje performans ödev sınıf | Antalya | börek tarifleri | MEB uzman öğretmenlik sınavı | sunu